Bir gölge düştü duvarıma,
Ama senin yüzün değil,
Senin özün — erişemediğim bir ışık
İdeaların sessiz, sonsuz dünyasında.
Her şey bir yankı, bir anı, bir iz;
Bir güzellik düşün ki hesapta hiç yok
Yaşıyorken mucize sanıyorsun onu
Kelebeğin bir gün fazla yaşaması gibi
Ya da bu kelebeğe ceza mı bilemedim
İnsan mutluluğunu doğru bilmiştir hep
Hak diye haksızlığı bu yüzden belki de
Ben bütün şehirlerin yabancısıyım artık,
Sokaklar beni tanımıyor, kapılar mühürlü.
Üzerime giydiğim bu dünya, yamalı ve yırtık,
Ruhumun gurbeti bin bir çeşit, türlü türlü.
Ne bir tapu senedim var ne de bir avuç toprağım,
Şimdi dinle
benle sen hem aynı
hem çok farklıyız
ölüm ve hayat gibi
benle sen aynı gökyüzüne
hep farklı pencerelerden baktık
Aşk bir düş, süzülür gökten
İki kalp birleşir, yeniden
Bakışlar anlatır her şeyi
Sözcükler biter, sevgi başlar
Gözlerin, yıldızım olur geceye
Yiğit olan hiç bir yürek sürgünden kaçmadı
biz ki zindanları inancımızla paslandırdık
sevdalı yüreklere tutsaklık yok
aşka düşenlere gece yoktur
çünkü her bir sevda bir ışıktır
zifiri karanlığı durmadan aydınlatan bir ışık
Herşey den önce
Kendimizi kaybederiz
Ama hayat acımasız işte
Kimi ilkler sona kalıyor
Mektubumuz bir çift gözde saklı
Okunur okunmaz meçhul
Bir var oluşum aşktan yana
Çarmıha gerse de hayat
Tutku yine göğe yükselir
Bir toz bulutu içinde neyiz
Her şeye bir şey gerek
Bir sevda var sürekli bizi anlatan
Gökyüzüne olan hasretimiz gibi sıcak
Sonra sen oluyor her şey ben dahil
İnsanoğlu sevince sevilmeyi arıyor
Belki de sihir büyü burdadır be aşk gülüm
Her şey zıttıyla mevcut bu dünyada
İyi, kötü, soğuk, sıcak, uzun, kısa, güzel, çirkin
Hayatın kendi dinamiği bu her alanda
Her şeyin zıttı ile olması irade tanımıyor
Çünkü olma zorunluluğu var her zaman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!