Hadi vur diyorum gözlerinle
Ben ölürken ses çıkarmam
Ama yüreğim hala kıyametler de
Görmüyorsan tamamdır
Duymuyorsan tamamdır
Yüreğin titremez uçurumlarda
Doğudan gelir ışık,
doğudan —
her uyanışın kalbinden.
Kardeşler sessizdir,
eller taşta,
Bir göz uyur karanlığın ortasında,
Bir diğeri bakar sonsuzluğa.
Gökyüzü susar, taşlar konuşur,
Ve bilgelik, sessizlikten doğar.
Piramit yükselir — ama taş değil, bilinçten;
Bir tapınakta başladı fısıltı,
ışık eğildi, dua sustu.
Bir melek kanadını kırdı gökyüzünde,
ve karanlık, bir düşünce gibi doğdu insanın aklında.
Ateşin diliyle yazılmıştı kader,
Bir zamanlar biliyorduk —
ama unuttuk.
Kendini maddeye örten ışık,
uykuda rüya gördü
ve adına dünya dedi.
Kafes içinde
Tıngırdama sesi
Önce öldürdüler
Sonra uyandırdılar
Gök kubbede yankılanan
Tanrı bunu istiyor bilmecesi
Bir taş durur sessizce,
Zamanın avlusunda — işlenmemiş, çıplak.
Usta bir fısıltı bırakır yankıya:
“Taşı yontmak, kendini tanımaktır.”
Bir çekiç iner — ama bu bir darbe değil,
Gün gelir sizi karanlığa mahkum eden ışığınızı arar
Mum olan erir gider ışığı da pek aydınlatmaz
Işığa güç veren onu keskinleştiren bilgidir
Hazmedilemez öyle kolay katmerlenmiş duygular
Mesele aydınlanmak ise mumun ışığı kendine tüter
Yol alırken hayat denen uzun yolda,
Bir pusulan olsun vicdanla dolu.
Doğruyu eğmeden, bükmeden asla,
Konuş, ama her sözün olsun dolu.
Bilgiyle donan, oku, düşün, sor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!