Gönül nedir bilsen, bir ince sızı,
Ne dile düşer, ne de söze yakın.
Bir bakışta titrer içimde yazı,
Duygular dökülür usulca, sakın.
Sevinç de olur, hüzün de misafir,
Sevdam ey gönlümün hasret denizi
gel ölmediğim bir günde bul beni
sevdam ey gönlümün hasret denizi
gel yanmadığım bir günde sar beni
gülüşlerin benim gönlüme huzur veriyor
bak ay gülümsüyor aşıkların diyarında
Ben, seni sevmenin o derin sessizliğine sığındım,
Dünya dışarıda gürültüyle dönerken, ben sende duruldum.
Ellerim ellerine değdiğinde değil sadece,
Seni düşünmek bile, içimdeki tüm kırıkları onarıyor.
Sanki doğduğumdan beri bu anı, bu hissi beklemişim,
Bir adın vardı içimde çiçek gibi,
Söylesem solar, sustum usulca.
Kalbim, seni anarken titrer hâlâ
Bir yel eserken gecenin ucunda.
Gözlerin, görmediğim bir liman sanki,
Güleycan, adını rüzgâra söyledim,
Dağlar bile sustu, yankı sen oldun.
Bir gülüş gibi düştün yüreğime,
Aydınlık neyse, işte sen oldun.
Gözlerin deniz, içinde fırtına,
Gecede bir ay, gökte naz eder,
Bahçede bir gül, sevda söz eder.
Ay ışığında solgun bir düş var,
Gül goncasında bin gizli bahar.
Ay parlar da gül ona gül verir,
Ey rüzgarın savurduğu acı
sürgün eyleme beni
bu yorgun şafaklara
hasrete bürün de gel öylece
ey toprağın bağrındaki gül
del etme yüreğimi
Bir gül açar — sessiz, derin, kederli.
Kokusunda saklı bir sır:
Sevilmek güzeldir, ama dokunulmadan.
Bülbül öter gecenin kalbinde,
Her sesi bir yakarış, bir dua.
Gül kanadı yürek yandı
Her nefeste hasret vardı
Yanıyorum işte sevgili
Feryadım arşa çıktı
Duy beni duy ne olursun
Zamanın kalbinde bir gül açar,
Ne dünündür, ne yarının.
O gül, sessizliğin dilinde konuşur —
Ve her yaprağı Tanrı’nın bir nefesidir.
Aşk, görünmeyenin yankısıdır;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!