Hicran gözyaşına saklanır
Akmak bir şey değil de
Derya diye kıvranır inci mercan
Kırk dereyi şahit tutar akıntı
Akan damla yaş elvan elvan
İçerde sızı yamalı gönül
Serin bir rüzgâr esti ovadan,
Buğdaylar eğildi yavaşça,
Bir kuş öttü çınarın dalından,
Sanki zaman durmuştu orada.
Çobanın kavalı duyuldu uzaktan,
Yalnız bir adam vardı
Biraz asabi Kirli sakallı
Garip bir hali vardı
Bu adamın
Gizemli bir yanı
Kadife bir sessizlik çöker odaya,
Tütsü yükselir, gökyüzü yoktur artık.
Maskeler birbirine bakmaz,
Ama her nefes bir itiraftır.
Bir gong vurur —
Kır yolları sessiz, toprak diz dize,
Çiçek açmış yonca, papatya gizlice.
Serçeler dalında sabahı söyler,
Bir çoban ıslığı vadide döner.
Çimenler serilmiş yeşil bir halı,
hey kirvem nasılsın
bakıyorum yine vakitsiz vurulmuşsun
geceden kara bir düş içindesin yine
bakıyorum yine vakitsiz düşmüşsün sevdaya
yürek suskunluğunda boğuyorsun yine feryatları
Sen yokluğu kalbime gömüp gittiğinden beri
Üşüyorum cehennem ateşinde sen diye sevdiğim
Ey benim kızıl goncam gönlümün son güneşi
Ölüm paslanır ruhumun ateşinde eşsiz hasretinle
Kırgın düşler büyüyor takvim yapraklarında
Ustura ağzında bir hayattır seni sensiz yaşamak
Hey sen kendini bilmez hadsiz
Nedir bu halin söyle
Ben diyorum ki
Yürümeyi koşmayı öğren
Sen kalkıp diyorsun
Ali veli gelsin elimden tutsun
Kim ne derse desin
Biz meçhul yolların firari yolcularıyız
Sevdamız için yürek yakar
Yine de sevdiğimizden kaçarız
Bir kadehte demleniriz dostlarla
Muhabbet içinde bir hoş olur
Şiirdi muhabbetin en güzelinde
İçerde can mağrur canana akar
Her şeyden hiç bir şey oldum ben
Böyle anılıyor aşka layık aşıklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!