Bir damlaydım, denize düşmeden önce,
var mıydım, bilmiyorum.
Belki Tanrı’nın unuttuğu bir düşünceydim,
belki de kendi rüyamda uyuyan bir ben.
Zaman akıyor —
Bir zamanlar sesim vardı,
Şimdi rüzgârın içinde kayboldu.
Bir gülüş bıraktım geçmişe,
Kırık bir aynada yankılanıyor hâlâ.
Gözlerimde yarım kalmış sabahlar,
Ben kuyuya düştüm diye sen züleyhasın
yusuf olmasam da ben
evet belki de benimde kuyudan çıkmam için
yusuf olmam gerekiyordur
Kim bilir
Seni sevmek güç değil ki gülünç olsun
Evet tüm ihtişamıyla mesafeler zaman var
Lakin bunların hükmü sevmek kadar değil
Bir perşembe günü yine bugün
Uzaklar bir yakın geldi bana
Güneş dağdan süzülürken ovaya,
Uyanır çiçekler sabah duaya.
Kuzular meleşir taze otlarda,
Serinlik gezinir yeşil sularda.
Çoban kavalıyla selamlar günü,
Seni seviyorum
Ve beni af et sevgilim
Bana ihtiyacın olduğunda
Yanında olamadığım için
Sen benim ilk savaşım
İlk ve en büyük zaferimdin
Gecenin alnında mor bir kelebek
ölü yıldızları öpüyor sessizce.
Ben, rüzgârın cebinde unutulmuş bir sözcüğüm,
harflerim yosun tutmuş zamanın dilinde.
Bir taşın kalbinde kuş çırpınıyor —
Bir akşamın kıyısında unuttum kendimi,
Gökyüzü ağırdı, içimden daha mavi.
Adını andım sessizce—
Bir yara gibi açıldı zamanın dikişi.
Kalbim, eski bir ev şimdi,
Zayıflık sandığımız şey,
ruhumuza çizilmiş en ince harftir;
dokundukça ses verir,
sustukça büyür.
Kırılganlık…
Bu akşam ne var hancı
yanmak var usta
tutuşmak var yine
bana biraz olsun
değişik bir şeyler söyle be hancı
şiir var usta




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!