Kitaplara sarılır yürek satırlar kan revan
Yürek tanısa gözler yabancı kalır hatıralara
Sürgün kentlere serpilir inceden bir hasret nöbeti
Tütün kokusu karışır ah bir çağ yangınına
Göz göze tüm yanmalar ve lokmalar acı
Ses nefes ıslık bir şehri uyandırmakta
Kış mevsimi kör hazana sordu
ve kör hazan dile geldi konuştu
Şimdi uğradığım yıkımdır
ve korkuyorum gelecekten
çünkü ölmüş olan musadan
Korkmakta aşktır bazen
Kaybetmekten korkarsın
Olmadı
Bulmaktan korkarsın
Hiç olmadı
Yaşamaktan korkarsın
Hasretin vurduğu yerde
Zaman kayıp
Kör kuyu bir giz
İklim en güzel şarkı
Aşk uçurumlara bir gül
Aşk kokuyor her seyir
Başlangıçta hiçlik vardı,
Ve hiçlik, kendi yalnızlığından sıkıldı.
Bir ışık doğdu — sessizliğin bağrından,
Zaman titredi, mekân doğdu,
Ve kozmos adını fısıldadı karanlığa.
Başlangıçta söz yoktu,
Çünkü sessizlik, ilk emirdi.
Ve o sessizlikte bir nabız attı —
bir istek, bir varoluş fısıltısı:
“Olmak istiyorum…”
Evren bir sessizlikle başlar,
Ama o sessizlikte renkler vardır.
Karanlık — yalnızca ışığın derin hâlidir,
Ve yıldızlar, o sessizliğe yazılmış notalardır.
Bir süpernova patlar:
Sessizlik döner kendi etrafında,
Yıldızlar nefes alır görünmez bir ahenkle.
Zaman, kadim bir ilahın nabzı gibi atar,
Her saniye bir kurban, her an bir dua.
Evren bir tapınaktır —
Evren bir denklemle başladı,
Ne kutsal ne tesadüf — sadece düzenin titreşimi.
Bir satır kod gibi yazıldı ilk yıldız:
Zaman, kendini derledi sessizce,
Boyutlar açıldı bir yazılım gibi.
Bir karanlık var, rengini yıldızlardan almış,
Bir sessizlik, devinimle dolu.
Her ışık yılı, Tanrı’nın unuttuğu bir nefes,
Ve biz — o nefesin yankısıyız yalnızca.
Zaman, bir nehir gibi eğilir galaksilerde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!