yaz sıcağı
kertenkele fırındaki taşta
dilini çıkarıp bakıyor
tutkunun ölümle evliliği
dere kenarında çakıl taşları
Tanrı'nın yüzyıllardır suskunluğu
İpeksi kelimeleri sardım kese kağıdına
Okuyunca varacaksın tadına
Gelinin avucundaki kına
Adağın boynundaki kana
Birazı bana gerisi sana
Cinler uğramasın yoluna
Mahşerî bir duman gözlerimde akıyor
kibritçi kız son çöplerini yakıyor
dolunay mavisi ruh gibi bakıyor
dallarda baykuş delisi...
sorgusuz başlasam ipeksi kelimelere
Kapının eşiğinden sızan ışık
karanlık odayı aydınlatıyor
pencereyi açsam nefes alacağım
kapıyı açarsam farelerle buluşacağım
can çekişenler ölü sayılmaz
yatak cehennem çukuru
Tavandan dökülür kireç,
Zerreleri andırır kardan taneleri
Dişlerim dağıldı yere
Kulağımın dibinde nice sivrisinek
Kaşınırken boğazımın dibi
Soğuk bir kayada doğmuşum
annemin hastalıkları böylece başlamış
çocuklar doğarken mi lanetlenir
lanetli mi doğar
Allah'ım
bahar mevsimi sona erdi
Nefretim öksüz kaldı
hamam böcekleri sarınca tavayı
kirli musluğun damıtması
ve gece boyu cinlerin pencereme abanması
çöp konteynırı tütüyor
baykuşlar dallarda ötüyor
Kıyametin ayak sesleri...
duyuyor musun?
bir an önce buralardan gitmeli...
gitmeli gitmeli...
ölümün kıskacı
varlığın sonu
Kıyamet kopmaya başladı
kaç bin yıl sürecek kim bilir
kasabaya yeni adamlar gelir
kahvehaneler boş
köpekler cılız
sıcağın soğukla buluştuğu yerde
Şam topraklarına yağmur yağıyor
kıyamet sonrasında ölüler diriliyor
çırılçıplak mahşere yürüyorlar
Tanrı mı hesabı soracak
onlar mı Tanrı'ya
belli olmuyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!