Bir yaprak düşer usulca,
kimse duymaz sesini.
Ne gökyüzü ağlar ardından,
ne de dal geri çağırır onu.
Sessizlikte saklıdır düşüşün ağırlığı;
Şimdi boşluk kokuyor çeşme başı.
Köy yollarında eski bir ayak izi;
Kim bilir, belki sen de duymuşsundur
Kalbimin neden bu kadar üzgün olduğunu.
“Git,” demiştin ya hani,
Sana yarım geldiysem,
kendime fazlaydım oysa.
Verdiğim her şey,
kendi içimden eksilttiğimdi.
Sen susarken,
ben cümle kuruyordum içimden içime.
yarına söz veremem,
çünkü ben
bugünün bile sonundayım bazen.
içimde
yarım kalan ne varsa
Ölmedi kimse
ama içimdeki defin töreni hâlâ sürüyor.
Yaşarken susturulmuş
bir yanım var her birinde.
Konuşmadıklarımızdan örülü bir mezar taşı,
Vadinin diğer yakasında cümbüş olurdu gülüşün.
Ben uyumasam, öksüz kalırdı hüznün.
Hayallerim beni alır sana götürürdü,
Sarılırdım, büyürdün.
Saçlarına dokunurdum, okşardım,
Yaşlanmak nedir biliyor musun?
Pas tutmuş bir anahtarla
kilidi zorla çevirirken
çıkan o ince sızıdır.
Bir ev düşün,
Ellinci yaşımda nice manzaralar gördüm,
Ama hiçbir şey vermez senin heyecanını.
Çiçekli dağların düşer aklıma,
Zihnimde filizlenir yeni hayallerin.
Bir öttü mü guguk kuşu!
Sen öksüz kalırsın,
Yokluğun üşür bende.
Soğuk olur odan şubat tatilinde,
Bana, üşüdüğünde yazarsın.
Kuşlar her mevsimde öter,
Ben seni
hep bana bakan hâlinle bildim.
Gülüşünü bana sakladığını sandım,
suskunluğunu bana küskünlük sandım...
Oysa sen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!