Rüyanın kıyısında
nefesimle dans eden gölgeler arasında duruyorum.
Her adım bir belirsizlik,
her bakışta biraz daha sensizlik var.
Gözlerim açılmadan önce
Uzat ellerini bana,
ben hâlâ eski günlerdeyim.
Saatlerin durduğu bir sokağın ucunda,
ilk kez seni gördüğüm yerdeyim.
Tozlu aynalarda yüzüm çoğalıyor,
Masum bakışlarına gönlüm ezilir.
Bakışların hangi yağmurun habercisi?
Belli ki çok üzülmüşsün...
Baktıkça hüzün damlar özün.
Gül kurusu solmuş teninde,
En çok da
“Eve döneceğim” deyip dönemeyenlere,
Valizinde çocuğuna çikolata,
Cebinde umut taşıyanlara,
Ve bir daha göz kırpmayan yıldızlara üzülüyorum.
Karşı köyden biri ölmüş.
Vah vah mı diyelim?
Ağlayalım mı?
Gülelim mi?
İnsan fani, ölüm hak,
Bugün ben, yarın sen.
ben artık ben değilim
bir ismin ağırlığı kalmadı üzerimde
ne geçmişin zinciri
ne geleceğin gölgesi
yalnızca
şimdi’nin derinliğinde
Ben önce vardım,
ama senle anlamlandım.
Belki de yanıldım.
Ben seni inşa ettim içimde
ve o inşa
Akşam iner içimize usul usul,
Yol da bizde kaybolur, menzil de,
Ne kadar çabalarsan çabala.
O sonsuz yolda giden de biziz, kalan da.
Zaman dediğin nedir ki,
Sümsük kuşları masal tahtına üşüşmüş,
Tahtın da yıkılmayanımı varmış...
Eskilerin değeri yok artık.
Meğer altının da pas tutanı varmış,
Güneş'in sahtesini yapmışlar,
Ay'n gölgesine, Dünya'yı boğduruyormuş.
Bir tohum düşer sessizce toprağa,
kanat çırpar zamanın rüzgârında,
döngüler içinde kaybolan bir an gibi,
diken üstünde dans eden bir yıldız.
Gökyüzü, derin bir aynadır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!