Hayallerim geniş,
bir evren gibi
dokunduğun her şey
birer kıvılcıma dönüşüyor içimde.
Tenin,
Gölge gibi geçiyorsun rüyalarımdan,
Adını anmaya korkuyorum artık.
Sesin, uzak bir tren gibi düşlerime giriyor,
Ve ben her gece aynı istasyonda bekliyorum.
Bir akşamın mor sessizliğinde,
vardım yoktum ya da uykuluydum
bir çizgi vardı
mutluluk ile hüzün arasında
bir yanım
başka limanlara mutluluk taşıyan gemilerdeydi
Bazen
bir adım atmak yetmiyor,
geçmiş seni paçalarından tutuyor,
suskunluk boğazına sarılıyor
ve yokuş daha dik,
daha uzun geliyor insana.
Yol,
başlangıcı bilinmeyen
ve sonu görünmeyen
bir çizgi gibi uzanır.
Adımlarımız,
Ayaklarımı taşın soğuğu yakıyor,
rüzgâr, yüzüme ilk sorusunu soruyor:
“Nereye, ve neden?”
İçimde heves,
avuçlarımda niyet,
Bir gölge daha düştü yol kenarına,
sessizliği deldi eski bir şarkı.
Ne söylenen duyuldu yüreğin ağıtından,
ne de kalpte solan hatıralar sustu.
Bir taş yerinden oynamaz kolayca,
Yol düzdür sanırsın, çıkar sarp yokuş,
Bazen dikenle örülür en güzel bakış.
Her adımda sınanır kalbin özü,
Yolun hikmeti, sabırla çözülür gizli düğüm.
Her yolcu bilmez nereye varacak,
Arkamda kaldı
dar sokakların gölgesi,
taş duvarın suskunluğu,
ve o küçücük aralıktan sızan umut.
Artık biliyorum:
İnsan,
başına gelenle değil,
başına gelen karşısında
kim olduğuyla sınanır.
Kimi yükler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!