Ilmek ilmek örüldükce cözülüyor yerden gökyüzü
Damar damar topragin sisli bugusu asvalt sehrin karanligina karisiyor
Dügüm dügüme bir ilik, acildikca hicbir yerin kapisi bucagi
Bakilmis gözlenmis sonbahar sonrasi ayaz
Ayak seslerini susmus bir ciranin derin iniltilerinden taniyan, yaprak tenha
Dallar ucurum ucuruma körebelik yansimasi
Unutkanlıklar, zor ve çetrefilli kıvrım büklüm yolları izleri, belirtileri, zorlu yokuşlara aşırıp götüren yaşlanmanın üzüntülerin biçareliklerin ve ayrılıkların mezuniyet göstergesidir. Pişmanlıklar her neyseler ve keşkeler ahu vahlarla eyvahlar arasında sıkışmış kalmışlığın dünyayı kenara koyan ıskalanmış ve heba edilmiş ömre denk bedelde yaşamdan kopuk tükenmişliklerin işaret fişeği ve mezuniyet belgesidir. Sonsuz bucaksız yalnızlıklar artık bağlantısını yitirmiş kendine dahi ilgisi alakası olmayan en sona gelenmişliğin çölden çoraktan ibaret insanlık ücrası ve viraneler tapu senedididir..halbuki..
Halbuki her günü bahçesi goncası yeniliklere gebe rüyasına girilmedik bereketi derilmedik yaşamları günaydınlara doğurmaya hasat ve harmandan, arzusu doyumsuz sevilmelere ve sevişmelere kor yangınlığı sönmek dinmek bilmez aşk öyle mi..?
Hal bu ki kıymeti hükmün hatırın saygın - özgün ikrarı cesaretiyle kişiyi kendisine yükleyip götüren cevherlerde sevmesini ve sevişmesini bilene her karış toprak sevgiyi ekip biçen mutluluk mekasıdır, her ilerleyen sayfa suyu denişleştiren sarhoşluğun firari çalkantılarıdır, her zerrece yudum ve lokma doymuş bilmiş kanmışlığın sakinlik dinginlik ve güvenlik sınırıdır, her kıvılcımlanan ışıltıda bir sükuneti dinlendiren gölge vardır, her her civarda dağlar ovalar tepeler ormanlar yola yamaca kırlara kentlere ve ırmaklara akışıp giden zamanlarla köprü kurar dolaşır, her ısmarlanmış dua ve dilekte ayvadan nardan ekinden bostandan olmuş taneler toplayan iklimler İnsanlar kuşlar ve börtü böcekler kutlanmış devince çoğalır ve oymaklaşır, adı adresi bilinmez sevgiliyi yaşanmamışlığın tüm haklılığı tufandan şerden kasırgadan ve herkesten gizli saklı sırda sevdaya mektubu yazılıp da aşka yollanmayı bekleyen posta kuşudur...
İletişimin insanı yaşadığı hayata bağlayan sihirli dili yolu harcı damarı kaynağı ve imkan zenginliğinde aslılan maksat kendini ötekine duyurma ilgi ve merakıyla beraber dünyayı toplumu insanı alanı biteni anlama kavrama keşfetme tanıma bulma ve özdeşleşme istek ihtiyaç ve arzusuna karşılık bulma çabasıdır.
Fakat samimiyetin ve gerçekliğinin her hali çığırından çıkarak çamurlaşmış bu çukurda doğru dürüstlüğü bulmayı ummak her ne kadar sarhoşluğuna su katılmamış saflığın önde gideniyse de…
Örgütlü yolsuzluk hırsızlık dolandırıcılık tefecilik dalaverecilik yağmacılık sahtekarlık ganimet ve yıkım fırsatçılığıyla, hayatın her kılcal damarına çullanmış ve çöreklenmiş yozlaşma çürüme ve yıkımları yönlendirip kurumsallaştıran; ve menfaat çıkarcılığının zorbalığını hükümran kılan sosyal bataklıkta sürekli atık şiddet kaygı endişe ve sorun üretmenin keyfiyet sorumsuzluğuyla gıda zehirlenmesinden korkunç çölleşmelere varıncaya kadar hava su toprak dağ dere ova yayla koy kıyı körfez deniz ve ırmaklar işgal gasp yağma vurgun talan sömürü rant soygunculuğu ve çapulculuğuna zehirlenip kirlenir ve can çekişir. Kirletip zehirlediği ve kullanılmaz hale terkettiği akıl fikir düşünce duygu niyet maksatlarla, can çekişen hayatı yaşanılmaz kıldığı dünyasından çevresinden ve doğasından barınıp beslendikleriyle kendi kendini saf dışı bırakarak sağlıktan iletişime, ulaşımdan eğitime,üretimden barınmaya, ilimden inanca, ekonomiden kültüre, ilimden irfana, tarımdan ticarete, imardan iskana, pazardan piyasaya, hukuktan adalete ve SPORDAN siyasete hiç bir toplumsal bağda ve değerde samimi inandırıcılığı dolaşımı ve güvenirliği kalmamış olan amansız tükenişin ölümcül zehirlenmelerini harcar tüketir.
Afgan - Rus, İran- Irak, Kafkas- Balkan savaş çatışma ve ayrışmalarından beri sürekliliği hız kesmeyen planlı projeli işgal talan ve yıkım kargaşalarına bağlı olarak BOP idare ve taşeronluk merkezli denetim yönetim kontrol ve sevkiyatıyla dünyanın atık çöp sorun sefalet belirsizlik ve mülteci boşaltma sahası haline getirilerek ahlaksızlığı çöküşü çürümeyi liyakatsizliği ve kanunsuzluğu kendine kullanışlı zemin sermayesinden bilip gören soyguncu sömürücüler hesabına sevgili ülkemizin ormanları yandı, gölleri kurudu, koyları ırmakları körfezleri kıyıları denizleri toprakları ve maddi manevi bütün ortak değerleri sınırsız bir yağma talan ve rant çullanışına çar çur edilerek insanlığı yapay zeka iletişimsizlik dolaşımına gömülü tedavülden kalkmışlığa beton dökülüp zehir zıkkımlarla mezarlaşmayı kirlendi ve çölleşti her şey.
Zamanın boşluğunda dolanan hayat, açlık yokluk adaletsizlik sefilliklerle boğulup dalaşan anlamsız ve amaçsızlığın kıymetinin karşılığını gayrette çabada ve sorumlulukta karşılığını üretemediği vaktini kanunsuz kuralsız ve istikrarsızlıklarla öldürüp tüketen yıkım olumsuzluklarıyla cebelleşir. Bütün vaktini proğramlanmış esaret döngüsünde baskılayıp disipline eden soygun sömürü merkezlerindeyse insanlara düşünüp sorgulayacak fırsatı vermemek için yaşanan hayatın hiç bir yerinde boşluk kalmayacak derecede insanları sürekli ihtiyaç artıran zorunlulukları ödemekle meşgul ederek hız kesmeyen kısır döngüde algıdan fikirden iradeden düşünceden sanattan kültürden özgürlükten cesaretten yoksunluğa yorar ezer harcar kimliksizleştirir ve tüketirler.
Gereksiz içeri atılıp zorunlu sindirilmeye bırakılan arızalar çöpler atıklar toksinler sancılar kesikler yaralanmışlıklar bünyenin ve ruhun bütün inceliklerine işleyip batarak derdi dertle artırıp çarpan çözümsüz çoğalmışlıkların hapsedip hükmettiği dünyasız toplumsuz ve insansızlığa terk yaşamdan soğutma deposunda ve inziva morgunda bulur kendini insan.
Ve böylece makinalara aklını fikrini vicdanını duygusunu duyarlılığını ruhunu terkettiği aklı fikri güvü iradesi yetmeyen makinalara karşı kollayıp koruyamaz hake gelşr insa.
Para mülk mal şöhret ünvan güç ve gösteriş bütün ahlaksız sapkın onursuz arsız çirkef zorba ve manyaklık ayıplarını kapatır örter anlayışına alışkın ambalajlı türden çeşitten doğma büyümeye poşetlenip plastikleşence her şey ve herkes..
Yalnizca insanin degil….
Sumrularin turaclarin kumrularin kurbagalarin ve cayirlarin calilarin otlarin ormanlarin da ortak yasam dünyasinda, canli cansiz herseyin kendince varlik göstererek hayat buldugu veya hayata bulusturdugu sevgili yurdumuzdur ki adini sen koydugun…
Varsa eger saygi ve sadakatin kesfedilmedik nice gidilmez diyarina yolculugundan hic bikmayan cocuk meraki ve sevinciyle BIZ kavramindaki sen….
HAK ugrunaysa güzelligin ülkesi ve yüregi BARIS carpip cirpinan kalbimizle seninle…
Her dünyaya gelen nasil olsa sayisi günü hesabi belli vadede yaz güz ve göcüp giden göcebe….akilla yorduk, fikirle düsündük, vicdanla tarttik, ahlakla sorumlulukla ilgiyle onurla gördük bildik inandik ki, kelebegin agirligi sercenin ahbapligi sincaplarin evi barki kadardi bizden cok ve en az bizim kadar i dünya…
Sevgili Atatürk…….hic bitmeyen bir sonsuzlukta zamanin bagrina izdüsümlerin ötesinde, hatiradikca degil….! Kendine armagan olmusu devraldikca aklin ve kalbin sinirlarina sigmayan mutlandigimiz kardesligimidir, hayatin en cok yükünü sana yükleyip de, ölümsüzlügün uzun yolculuklarina giderken bile aklini ve yüregini bizde birakip yadigar ettigin…Ömrüne Ahretine ebediyen selam olsun..!
Zevki sefa dert ile celse
Biri varsa digeri tuzu biberidir
Biri digerine sevincin azigi katigidir, küskün tabloda hayal kuran hazda
Calidaki kus,
Dalindaki kiraz
Dilberdeki dudan
Tükürdügü balgami
Yalpalandigi yamuklugu
Duruma göre söz tavir görüntü degiskenlik kusanip takinarak
Cok parcali ölüm zulüm sistematigine madden ve manen bagli güdümlü
Kullandigi kisiliksizligi bütün kullanicilarina aciktan servisli ajan piyonu olarak
Giydirilmis donatilmis kusursuz ortak cikarlar usakligina kökten kul köle ve tabi
Birgün dediler ki dünyaya dogdun uyandin
Sevgiye doldun toprak bir evin cilpiler yanip tutusan tandir kiyisinda
Yükünü dagda derede seninle gezip bir anneyi yorulmus sevgili kadar
Koynun cebin baba ocaginin güvenli ellerini tutarak
Acligi yoklugu en yakininda bile olsa hasretiyle yenip üstesinden geldigin
Sana yüreginden koparcasina ismini cagirirken bile
Sanatin siyasetin bilimin inancin egitimin dilin kültürün edebiyatin hakkin hukukun insana kisilik kazandiran veya kaybettiren etkinligi kadar, MEDYA baglantili ilginin iletisimin de egitip ögreten; yahut sogultup uyusturan ayni damar mesaili islek etkin yogunlugu vardir.
Nasil ki hic paylasimi olmayan anlamina gelen veya bir baska deyisle yanli kasitli engelli cöküs cürümelerini bunaltip bogarak kisinin kesinlikle kendi hayatina ulasip büyütüp gelistirmesini saglayan akli özgürlügü iradeyi emegi üretkenligi katkiyi ve katilimciligi haram kilarak en ahlaksiz ve adaletsiz soyan sömürenler hesabina sakat bencil doyumsuz dengesiz ölcüsüz sorumsuz acimasiz paylasimliligi köpürtüp bütün insanlik degerliligin öldügü piyasaya sürenlerin uygun ve ucuz kulu kölesi kivaminda tüm imkanlariyla cullanip cökerek her türlü kinli irinli kanal aintilarindan siddeti, nefreti, furyayi, yozlasmayi, kuskuyu, karamsarligi, dütüyü, güdümü, talani, tecavüzü, nefreti, muhtacligi, acizligi, gecimsizligi, kaygiyi, hirsi, endiseyi, koguyu, ayrismayi,kayirmayi, giybeti, garezi, körlügü, kücülmeyi,bölünmüslügü iletisim damgasi altinda iletisimsizlik baggimlisi INSAN BATAKLIGI´ni alistirip ögrettigi gibi, tersini de yapma mecburiyeti ve sorumlugu vardir edebiyat sanat ve MEDYA`nin…
Fakat pili bataryasi kullananin kumbarasina bagli bütün KÖKTENCi adanmisligin kör, bagnaz, bitik, kesik, kopuk, kasitli, muglak, kinci, tarafgir, sakat ve hastalikli ucu dibi kenari temelden bilenmis akil fikir düsünce irade özgürlük adalet tutum tavir duyarlilik ve sorumluluklardan kopuk ve kapali INSAN TOPRAKSIZLIGINA bedenini bünyesini ruhunu kiralayip gömmüs kalabaliklara kosulsuz icat edip hükmetmek icin, `siyasetin sanayinin sektörün sanatin müzigin edebiyatin ve MEDYA`nin, erdeminde hukukunda sevgisinde saygisinda özünde güvnilirliginde sözünde sadakatinde ilminde emeginde vicdaninda sorumlulugunda samimiyetinde yolunda karakterinde kisiliginde kendi degeriyle ölcülüp tartilan insan ögretip egitmek gibi bir derdi yoktur.! ` ..tetikciligini en cok bu kirli kaynak akintilarindan kendine sekil verilmis islek carkin, sabit - ait ahmak ahkamcilari kullanir.
Yani cullandigi soygun vurgun sömürü katilliginin keyfine kiralik kimyasal arilari gibi, nice pisikologlari sosyologlari danismanlari kiskirtilmis en yüksek seviyeye varana kadar cogaltip derinlestirdikleri SOSYAL CARESIZLIK KUSATMASININ her derde deva gibisi her isledikleri ahmak gidasi afyon kusuntusunu en kolay damarlardan bedene ve beynine bogup bosaltan kin nefret gecimsizlik degersizlik düsüklük uzaklik mutsuzluk kaynagi siddeti gerilimi kavgayi bencilligi kokusmuslugu cürümüslügü lgretip egiirken Medya, en cok kullandigi arac gerecler arasindadir aciya yorup batak bitik ayrismis yilgin üzgün berbat hastalikli bölünmüs veran ören kendi zifir uyusunda depresip debelenmeyi kiskirtip kizistiran sinema müzik galeri salon ulasim pazar fuar gösteri siyaset moda gida inanc toplanti plan proje edebiyat ve MEDYA…!
Nazim Hikmet….isci köylü agirlikli tüm sosyal söylemli salon figürlülüge siir ve söz giydirip kiliflarken, izinin tozu neredeyse hic tarla toprak makina buhari tüten insan kalabaligi hayat dolulugunun ne semtine ugradiydi ne de selamina yöresine. Bu yüzden yasadigi toplumun özgün hayatiyla yorularak bütün gercekliginde kilifsiz perdesiz büyüyecegi yerine, kafasina püskürtülmüs uzak pilli kasitli ve kisitli akil fikir bataryaciliginin adresi tarifsiz kostüm kibarligini yapti durdu Hikmet Nazim. Keske bu ucak burda düsse de bahanesi olsa memlekete inip varisimin dedigi dogu yolculuklar sirasindaki dogu Berlin sefer sayisinda, yasinin neredeyse sonuna geldigi siralarin ancak farkina varan `yasamak güzel sey be kardesim` filan falanladi, edebiyat adina kendine ölcülüp bicilen sosyal kisilik püsküstüsünü kullanip kuranlar hesabiyla, her buldugu firsatta Moskova etraflarinda ve Macar radyolarinda sahneleyip sahanelyen sosyal figür reklam tellalcisi Hikmet Nazim…ancak ne var ki Nazimì macar, Macar`i Moskova, Moskova`yi Rus ic ice gecmis matruskaliktan bozup dagittiginda, alet oldugu pis oyuncaga `ahmakca kullanildiginin` farkina göstere göstere KEGEBE takiplerinden neden sonra ögrenen Nazim, bugün kendi kendini imha etmisligin en basinda gelen ne Macar radyosunu, ne de sovyet sosyal haydut hirsiz haramiliginin enkazini görüp bilecek kadar, kafadarlik kalibi Necip`in aynisi, akla fikre edebiyata yetiskin aydin ve özgün degildi.
Necip Fazil`sa özel devlet bursuyla gittigi batiyi Türkiye`ye karistirip kurcalarken, hizini alamayip Büyük Dogu zirhli yetismis sovalye kiyafetiyle ayni Hikmet Nazim gibi toplumunun bütün hayati, güncel,somut, isleyip yasayan gercekliginden uzak, hayal kirigi kopuk kacak kahramanliklar dekorlayip kosümledi kendini posterleyen ve büyük gösteren ucuk kenar dörtduvarsizliga…
Edirnedeyim, tasköprüde etraf son cemre
Ilkbahar…
Sofya Amisterdamdan daha yakinlarda bir yerde
Dali sallayip devirmeye calisan firtina gece yagmurlarindan daha yakin
Simsekler cakip daireler cizen ates toplarindan daha yakin hürmüz körfezi
Ucak gemilerinden daha uslu karneval kamcisi kisrak Kadin kozmik kabere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!