Böyle midir.?
Böyle mi olmalı çatıyı tutan duvar?
Çit, çember, temel ve direk mor veya kara
Çınarlı çamlı dünyaya ayakbastı borcuna kapalı avlu, havuzlu mavuzlu
Böyle mi olmalı? Çatlak cızırtı, tombalalı gala, gümbürtülü çığırtkanlık
Olsun da çıfıttan olsun, ama namı yükseğe yazılsına
Susam sunasi
Beyaz kanatlarini göle göcüren kizilcik sandal güne kehribar
Gelecegini haber ettigi yerdeydi yagmur, dolapta yakut dönence atlikarinca
Burusup düzelip hem susamsuna
Sazliklara icinden gelenleri birakir gibi leylaklilasiz
Uslu iskeleden talih cekiyordu nisansobesi kizlarina kuslar
Gözlemleri disariya vurgun
Agarmis safaklarda günarkasi karbeyaz
Susup kaldigini ölüp gittiye sayan siyaha resmini yönlterek usulca
Seyredalgin
Saridansari sapsari
Ifadelerini kendine saklayip
Deli gönüllere saldığı bültenden
Yapar mı demişler
Yapmışım bile dünden
Harabatlardan hasrete kendimce mesken kurduğumu
Ateşe bağır basa basa
Kimbilir kaçbir buzul çağı asrilik
Hepsi hepsine şuncacık seyir
Hüzne çalarmış gönül sazının gün gün ömründen yiyip bitiren
Emsaline yazılmaya bir dirhem bahar coşkusu
Bir damla maral cemresi, bi koşu soluk soluğa sevda kaçağı
Bazan tadı eksik çağla, bazan tuzu kıt dem, bazan acısı fazla yara
Tel başka, türkü başka
Höthöt..
Attığı, beklediği gelesiyeyi veren düşeşe dalavereli
Doldur boşalt meyhaneciliğin kulpsuz kadehçiğidir sanki
Ne gelirse seleften...
Limitli biletli gülüşmelerin
Teresi metresi...
Dünyanın heryerinde aynılar
Hepsine hepsi kendi ellerini yükseklik tavanlarına asan
Zafer işaretli siyaset-sanat
Ve ötekiler
Dünya kana bulanırken yönünü aksiye
Gözünü görmeze
Atatürk…
Atatürk…
Tatatürk…
Bir kereden ilime irfana itibara merhamete sevgiye sevgiliye insana
ve sonsuzlukla bahti yurdu yuvasi beraberligi bir huzura ve bahtiyarliga
Atatürk dedikce ne kul ne yalaka ne usak ne yitik ne talan ne yagma ne yoksul..
Rokor düzeyde kirim vurum
Hayatin meydanlarini kafasina kursunlayanlari emziren doguran
…evlerinde diri diri dipdiri ölüyü gömülüyorlar
Gözleri bakakaldiklari abuk subuk girdabin cam ve cercevesinde
Siddetli gecimsizligin huyunu suyunu ahlakini adabini yol diyip gösteren
Katillik hünerince tangurt tungurt
Ne söylerse sevmek kökenli dağarcıktan
Aşk söyler beni ne söylerse, aşinalığını kendi bildiğim
Ve aşk vurdum duyarlılığından noktası noktasına eşeyli körpece
Diviti...kalemi...kalbim denen katibin eleyip süzdükleriyle
Ne bir eksik
Ne bir fazla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!