Selam olsun..!
Türkiye Cumhurìyeti`nin özü esasi itibari ve mihenk tasi olan ` Egemenlik Kayitsiz sartsiz Milletindir` inanc, irade, utku, emek, kazanim , ask ve anlayisina dayali Yirmi Üc Nisan Ulusal Egemenlik ve Cocuk Bayrami`na…!
Seyfi Karaca……..Nisan / 19
Kimin ne icadı belirsiz tutum tavrından gişe
Sandıktaki çerçiyi kendi yerine kertmiş kuşanmış kondurmuş
Aslı yok adı yok adresi müessesesi muamma müstesna
Gösterime kıyak suretin sanki varmış da şekil ve kalıbına fiş takmaya
Bozuk bir çeyizi kendinde olmayan yerine çarpık taşaron bir cereyan
Akım amper insandan hariç dünyaya
Binip de nereye gideceksin böyle
Sen kendin dahi sana,
Ömür yollarina dökülüp giden yillarinla ne kadar uzaksin bilemedigin
Kuyumcu carsisinda siradan bir sarrafin tartip ölcecegi sey degilsin hadi
Kalsin buralar böyle birbirinden kopuslarla bulanik diyelim
Bütün kaybolan sürüklenisleri fotograflarin cektigi sessiz ve renksiz
Cercisiz bazarsiz
Sürgün bir diyara yol billleyip nam sürmekte üstüne yok
Gündüzü geceden kalma sarhosluklara dükkanlar acilip kapanan
Evden sonrasi senden baska biri degil sabah kurulup
…bitkin baygin aksama
Yavan tabaktaki olan bitenleri silip siyirip
Gölgeleri uzarken aksamin
Yalnizda bitiyorsa tekrari mümkün olmayan sinavin zavallisidir insan
Cünkü kilit altina alan zikzaktaki kozmik sessizlik
Bütün akil disi dövüslerden ve kiskirtilmis inatlasmalaran
Kaptirip götüren kendini didik didikleyerek yenilmis cikartan
Umudu zavallinin zügürtü zafer naralarina kadeh tokustururcasina
Yolagzi catalda
Bilmedigim isliklarin rengi sen
Her tonda bambaska bir kus tüyü, bu sevdakarligin
Birbirine karisan sesleri sabahin calgisi
Korulara ormanlara varip gelen sessizlikle kol kola
Her cicek bir baska sarhosluga
Sira selvilere
Patikalara
Issiza yalniza koruluga ormana
Ve gelmise gecmise sana bana herkese
Sirra yazilmis islenmis zahar ki bir bilinmez yerden ciglik
Bilinense saati saatine cinlayip duran haykiris
Hangi dağı hangi bağa
Yükleyip saran tanıklığında yeryüzü gökyüzüne emanetse madem
Toprak edip sevgi tohumlarını aşk harmanında elekten kalburdan savurmaya
Yarası derde derman olanlardan bahar giyinip çiçek süsleniyorsa güzelliğin bedelidir
Yöresiyle
Töresiyle
Azaldıkça ağaçlar bahçeler
Evler boşalıyor dünyadan
Yol yoldan çıkıp uzaklaşıyor
Yol geçenler hanında sararmış çorak benizli topraklar ve ruhu alçalabildiği kadar çökmüş
kuraklaşmış insanlarla
El kadar ekranlara bir saniye bile ayrı gayrı uzak kalınamayandan
Giden sene başka otlar üzerinde esiyordu hayat
Başka insanlarla konuşuyor dertleşiyor üzülüyor ya da seviniyordu dünya
Seslendiği her yankıda herkes bir başka insan, her yangınlık bir başka kıvılcım..
Ahdini bileneydi uğur böceklerinin parmak uçlarından sonrasına yol ile revan olduğu.
Her perdede başka bir sazdı uğurlandığı eşiklerde ağırlanan gel git
Henüz haziran olmuş çocukluk med cezirlerindesin işte, dünden ziyade ertesinde devresi günün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!