Usul çal usul
Yetişir nihaventeki hüzzam
Yetişir bu sancı bu yarada üzgününü çeken cevrime
Bu cerrah vuran ustura şey
Ahhhh...! Şu cılız soluk anca yetişir cana
Usul çal usul kapım hayli poyraz
Kökten sürme, tevekten sürgün
Kabak kabaklığını bilmeliydi, incir incir
Her tanesi aynı aynısının canözü
Çekirdekten olma has gürgen ve kızıl çam
Meşeler güverdikce...
Durmasın gelsin diyip seslenen
Açık seçik oturmaklı
Kapıp ekmek bıçağını sinir bu ya
Kapıp sutuyeni
İç fanilyalarını
Geceliğini cibinliğini kilerde ne bulmuşsa
Açık secik
Heryabani,
Eğer insanlık dışında nen var diye
Camlıklardan moramor gün şafaklayıp
Yanlış pencereler çerçevesinde beni sorarsan
Hiç sorma...! Ettiğin ahmetin kendine kalsın
Hiç yorulma mıknatıs menzilli demir dallarda kendini
Güzel günler
Gelir gelir geçerler bulutla,
Yağmurla,
Yahutsa karkışla boranla
Nasıl olsa sen sana kalacaksın iyisi mi hazırol
Gerek kara gecelere,
Neticede sonucta iyiyiz….
Hosuz…
Hosnutuz…
Iyi misin iyilerden yigma yuvarlama degil
Inanasin ki degil…
Degil diyorsam degil…
Sevda konağında üç beş gün derken
Seni haraba çalan tellerin diline öksüz düştüğüm
Sesin bir gamlı
Fısıltıların deli poyrazları bastıran tellale
Yar misin,
Sevgili mi,
Hayatın dağı deresi olduğu ıspatla
Gözünün uğrunda duruyordu üstünde yaşadığı
Ve küçük yalpalanmaları vardı hayatın
Sırtı kendini taşıyabilecek insanların ancak
Şiddetine ve sarsıntısına dayanabileceği
Dümdüz ve sövüşkün ölüşmek değildi
Öperken
Sorulmaz ki dokunduğu yerde iz bırakan sarılmalarla yaralı
Severken ha gitmişsin
Ha gelmişsin öperek çiçeği burnunda ne bahar bir sözü
Sevmekten deriiin bir sus
Okurken yürekten ne titrerse ahvali insan sıcaklığının hece hece
Türkiye Cumhuriyetiyle hesaplastik bop yikim ortakligini görmezden gelip
Duymaz görmez anlamaz bilmezden gelip pawelgül gibi
Kalp kalbe ve kafa kafaya ayni niyet ayak oyunlarinin iki sayfa dokuz maddesini
Atatürkü
Türklügü
Bir ve bütün Türkiye`yi yerinden yurdundan ormansiz köysüz kasabasiz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!