Tasını tarağını toplasan
Sahil yolundan tarlaların arkasından sen selvilikleri
Ben servibülendi
Koynunda saklanmış bir masal gibi
Tane taneleşen narınca
Ortalıkda...yollar ortasında...turuncularda
Ne varsa kafaya bir kere koymakta var
Ne varsa
Delisini dışına vurmakta ap açıkça
Ondan gerisi kayıptır
Bozuk bir sesin kime ne ilettiği bilinmeyen
Dayanmasız seramik, keramik,
Birkac adim gidersin veya gitmezsin…
Döner durur gökyüzüne yukari yürüyen merdven soluk soluga kalirsin
Avuclarimda daha tutunacak bir yer kaldimi diye
Adimlarin titreyen dizlerini hasretin bagrina kucak kucaga
Belki unutulmus bir yerdir ömrüyün güz korungalariyla
Islanmis bir mendilin biriktirdigi sendeki gelen gideni
Kapanmis dosyalar arasinda gamli perdeler sazinda
Göcüp giden uzaklasmalara boyasi solgun köprüler kuran salincak
Yaz yagmuru vaktince
Agriyan sizilari hasretin, yüzü soguk camdan usulcalara gelip gecince
Herkes bahar büyülüsü sarilmis gökkusagini kendininki sanir
Dili durgun hali üzgün damlalara mektubunu arzeden suskunda
Caldi cirpindi bayir yokus demeden dangirdaklari günevvelisinin
Cigrisarak feldirdeyen esmelere bagrini veren seyyahaneden
Kerpic mahlenin coban yildizlari parlayip tütüyordu tutkun fenerde
Sulari billur pinarlar yuyup arindiriyordu kuzusunu sürülere katan daglarin
Dolunay gecelerinde alasafaklar gündüzünde efiil efil
Gülde diken solduran divane bir hevese
Ne yazdığın,
ne okuduğun değil
Ne anladığındır...
Yazdıranın bahanesi
Okuyan işitenin
Bu dengi denginesi alışverişteki meramı
Nedir ki….
Yalakalara
Yandaslasmaslara
Sinirsiz ihalelere
Hukuksuz yagmalara
Limitsiz sömürülere soygunlara hirli hirsizli
Elimde kızılcık rengi bir tespih..
Çekiyorum
Usuulca kapı aralığından evi dışarıya sızdıran
Avuçlarında güneşin kaybolmuş misketleri var
Düşürmediği yerlerde aramak derdiyle kimbilir nereleri?
Kehribar bir ikindi zulası katarlandığı göğün sırtından
Acep beni de ayni ayardan zerre zurra cekilmis piyangolastirilmis kidemli kademe adamdan ermis yürümüs insan ikramiyesi sayarlar mi gibi gibisine
Söyleyip söyleyip ipligi iligi sökülünceye kadar bugünün hali vakti her bir bozukluga evrilmis devrilmis carkeden insanda bütün anlam ve manaliligini yitirmis kendi halinde hazirkalip soguk ve soyut dayali döseli kelimeleri harfiyyen hecelesrek dagde derede burda ötede her firsatta heryerde…
Acep beni de ne kadar cok Yunusmevlanacilik edersem ucundan kenarindan `vayyy beeeee ne mokkem akil fikir sahibi evla evliya `…derler isliklarlar mi gibilerin gibisine..
Alisilagelmis giderliliktirr ki….
Neredeyse herkes …tiklim tika kücük tefek mevlevi tekkegah ve Yunus Mevlana`ciliktan laf devsirip evelem gevelem tekrarin tekrari karsiliksiz kifayetsiz cirit cortlatirken lafa güzafa; dünya kan gölüydü, ormanlar cot, topraklar corak, ahlak huzur hukuk inanc güven cöl harabi ve Bop harami…....koskoca insan denen nesnedense ara ki bulasinlarla zevk-i safa, ecir cefa kimin koynunda cüzdannda niyet maksat nesi ne kadari varsa, ikisini bir kafa ütüleyip kalp bulandirandan cehennem yuyan cinnet arindiran mülakatsiz muglaktanherkesin mahsusu muhatabi kir, kin, kayip, zül, ziyan, kargasa, kabus, lanet, zifir, zindan, hir, gür, nizah, fitne, fesat…yaninda MEVLANA cümlegahi, bozuk para cikismadigi icin gibinin, cignenip tükürülen ciklet sakizi gibi…
Yüzyillarca hoscakal
Gelen giden ufku kavrulmus kibritlere saran yanik kivilcim
Serce parmagindan kumru tüllendirmek üzere güvercinlerini
Kalmak gitmek kadar ayaz calargini mandolinci sohbete katarak
Sam yellerinden esip gelen zamana kum saati diye varip kurulan
Yamac salincaklar bulanigi güz dolunaylari boyanmis karanfil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!