Hayat renkli bir merdivendir
Düşler içinde düşe kalka çıktığımız.
Her insanı bir kıvılcım takip eder.
Garip bir telaş tutuyor ellerimden.
Ben yine de oturup kalsam;
Soluksuz dinlensem ağaç gölgesinde.
İstanbul'a yağmur yağıyor
Toprak ve yağmur kokusu
Resmin olup ciğerlerime işliyor
Adın dilime birikiyor.
Kollarımı üst üste bırakmışım
Tetkik... Sarsıcı şüphe
Hava bozuyor
Bu zamanın ardı ne
Kar boran mı
Dallarımı kıracak fırtına mı
İçim hüzün kalabalığı
İstanbul insan sağanağı
Adım atacak yer aradım
Kuşların kanadına kaçtım
Yürümüyorum uçmaktayım
Sokağımızdaki çınar ağacının dalları
Bakışlarıma sarılan kollarındı
Her bir yaprağına yüzünü resmederdim
Resimlerin sana albüm gönlüme düşerdi
Tüm evlerin pencerelerini gözlerin bilirdim
Hüzünlerime gülüşüm
Rabbime aşk tevekkülüm
Gözleri dindi diyorlar
Güneş ardı yağmur gülüm
Canda dumansız ölüşüm
Gül dökmüş yine yollarıma
Dikenlerini kıra kıra
Bir şiir ki aşka nirvana
Oysa onu tanımıyorum
Merhem uzatıyor yarama
''Eleğin sık.'' derdi annem, ince fikirli olduğum için.
O da bir şey mi?
Ben onu kaybettiğimde rendeden geçtim...
Sevdaya rabıt çekemedim
Seline güç yetiremedim
Kapılıp sana sürüklendim
Dönememeye bitkin düştüm
Yunus'un gözyaşını serdim
Ömrünün kordan sınavlarına
Ciğerinin alev almasına
Küllerinden güle uyanmana
Buluta dolup koşandır şiir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!