Tetkik... Sarsıcı şüphe
Hava bozuyor
Bu zamanın ardı ne
Kar boran mı
Dallarımı kıracak fırtına mı
İçim hüzün kalabalığı
İstanbul insan sağanağı
Adım atacak yer aradım
Kuşların kanadına kaçtım
Yürümüyorum uçmaktayım
Sokağımızdaki çınar ağacının dalları
Bakışlarıma sarılan kollarındı
Her bir yaprağına yüzünü resmederdim
Resimlerin sana albüm gönlüme düşerdi
Tüm evlerin pencerelerini gözlerin bilirdim
Gül dökmüş yine yollarıma
Dikenlerini kıra kıra
Bir şiir ki aşka nirvana
Oysa onu tanımıyorum
Merhem uzatıyor yarama
''Eleğin sık.'' derdi annem, ince fikirli olduğum için.
O da bir şey mi?
Ben onu kaybettiğimde rendeden geçtim...
Sevdaya rabıt çekemedim
Seline güç yetiremedim
Kapılıp sana sürüklendim
Dönememeye bitkin düştüm
Yunus'un gözyaşını serdim
Ömrünün kordan sınavlarına
Ciğerinin alev almasına
Küllerinden güle uyanmana
Buluta dolup koşandır şiir
Ağaçlar mı dökülür hep.
İnsanlar da dökülür kirpiklerinden avuç içlerine.
Kimine manasızdır artık ömre gelecek bahar.
Bedenden ruha geçmek diye bir şey daha var.
İnsan mevsimini asıl burada arar.
Öyle bir mevsim ki
Sevinçli özüm
Gülüyor yüzüm
Kararlı sözüm
Unutmak karmış
Kargaşa bitti
Biliyorum
Senden yana
Son nefesimeze kadar
Gözlerimiz nemli bakacak dünyaya.
Bi' köşeye çekildiğimizde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!