Birer ikişer gidiyorlar
Taslarını tabaklarını
Tarakta saçlarını
Albümlerde fotoğraflarını
Hüzünlerini
Üzümlerini
Daha eşiğine adım atmadan
Günül Kabe'mi yıktın
Her yıkışını yetmişe çarptın
Çığlığıma kuşlar, soluğuma toprak doldu
Ciğerimi yolup, kapının önüne koydun
Sen benim güneşimdin
Yüzün gözlerime vurunca
İçim aydınlanırdı.
Doğmamak üzere battın
Beni karanlığa saplayıp.
Gecenin körü uykuma bıçak şimdi...
Sese koştum
Yağmur gelmiş
Ben aslında
Kokuna koştum
Bu koku gündüzkinden de öte
Gece olunca hep mi çoğalırsın sen...
Ne vakit dokunsam ömrüme
Yaşamaktan yana
His yok, düş yok.
Yemek yok, içmek yok;
Tadı tuzu alınmış her şeyin.
Toprak yüzümü süslemekte.
Kiraz ağacımızın tepesine çıkıp
Anne kuş oldum diye bağırırdım
Bir elim dalda, bir elim havada
Normal halimle uslu
Kuş halimle başına buyruk çocuktum
Düşersin dallara tutun diye bağıran anneme
İnsanın gülüşleri yıkılır mı?
Gülüşlerim yıkılıyor yüzüme
Adın dudaklarıma.
Yıkıldı sen gidince gök kubbe
Canı çekildi İstanbul'un
Şu deniz gözyaşı
Şu solan günler güllere karışsa;
Bu dünyadan gitmeden önce,
Nefesimle dans etmek istiyorum.
Gelsin çocukluğum,
Gelsin gençliğim,
Her nefes verişimde
Sana
Bir kuş havalanıyor içimden.
Her nefes alışımda
Boğazımda kalıyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!