Şu solan günler güllere karışsa;
Bu dünyadan gitmeden önce,
Nefesimle dans etmek istiyorum.
Gelsin çocukluğum,
Gelsin gençliğim,
Her nefes verişimde
Sana
Bir kuş havalanıyor içimden.
Her nefes alışımda
Boğazımda kalıyorum.
Hüzün gönül teline vuruyor
Dilimde türkümüz uyanıyor
Söz yaşlarına mendil yetmiyor
Ak güllerine sarılıyorum
Uzun ince yollarında kaldım
Şimdi, akşamüstü gözlerim
Hep, yanına doğru uzanan
Ah, göbek bağımız bağlansın
Anneliğim umut taşısın
Ayrılıkların canı çıksın
Bugün doğum günün.
Ben yine bi yas daha aldım senden.
Yokluğun doğuyor kirpiklerimde.
Kalbime saplanan her sancı
Binlerce kurşun.
Avuçlarımdaki gözyaşı
Avuçlarında can kırığı olmayan beri gelsin
Yaralı kuşlarımız var
Gök yüzüne dolmuş.
Nerede bu can ağrısından inilecek durak
Bilen beri gelsin.
Ne uzun bir yol bu ağrı
Güz olur yapraklar düşse gözden
Sararır solar benzin aniden
İç fırtınaya yakalanırsın
Üzüntüden yatağa düşersin
Hasretten kış gelirmiş aniden
Nezaket samimiyetin altın kuralıdır.
Dürüstlük tek yüze sabit.
Bir karıncanın zararsızlığı,
Bir kuşun omuzdaki hafifliği,
Bir kahvenin hatırı yoksa yüreklerinde;
Neye yararlar?
Nezaket samimiyetin altın kuralıdır
Dürüstlük tek yüze sabit.
Bir karıncanın zararsızlığı,
Bir kuşun omuzdaki hafifliği,
Bir kahvenin hatırı yoksa yüreklerinde,
Neye yararlar?
Uyandım, yüreğim ağrıyor
Sanki, canım ömre tutmuyor
Nisan, beni avluna aldır
Bizi seyretmek istiyorum
Omzum cenazemi taşıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!