İnsanın Rabbiyle konuşması ne güzel!
Biliyorsun ki bir anlayanın var senin!..
Hele de bir ıslaklık inmişse kirpiklerinin dibine
Yüzüne yüzüne serpe serpe...
Gülüşüm batmasın!
Yüklendim hüznümü gidiyorum.
Yolum açık olsun.
Ki dağım
Kendime yaslandım.
Ey nazlı kar ve rüzgar
Narin'i öldürüp
Bir çuvala koymuşlar
Bıraktıkları derenin suyu
Okyanuslara gözyaşı taşıyor
Bir çığlığa yetişememek
Karşındakinin sana ihtiyaç duymasını istemiyorsan, sen de ona ihtiyaç duymayacaksın...
Fazla hoşgörü yara çoğaltır...
Nasihat ettiğin kişi, dilinin misafiridir.
Öncelikle nasihatinin ev sahibi olup
Bilmelisin nasıl incitilmeden ağırlanır insan.
Yoksa, yaraya tuz, yüreğe ateş olursun.
Nasihatın nezaket sahibi değilse, nasihat etme!
Çayı çok severim ben, çay yap...
Geldim
Olmadı
Ne kendimi bulabildim
Ne eskiden bir gün.
Kalemin içine döndüm.
Sen de kapaklı bir sandal
Oysa
İnsan öldüğü yaşı bilmez.
Ben biliyorum.
Senin yirmi iki yaşında yanına göçtüm.
Sanki kıyamet gelmişti.
Çığlık çığlığa
Ne vakit dokunsam ömrüme
Yaşamaktan yana
His yok, düş yok.
Yemek yok, içmek yok;
Tadı tuzu alınmış her şeyin.
Toprak yüzümü süslemekte.
Kiraz ağacımızın tepesine çıkıp
Anne kuş oldum diye bağırırdım
Bir elim dalda, bir elim havada
Normal halimle uslu
Kuş halimle başına buyruk çocuktum
Düşersin dallara tutun diye bağıran anneme
İnsanın gülüşleri yıkılır mı?
Gülüşlerim yıkılıyor yüzüme
Adın dudaklarıma.
Yıkıldı sen gidince gök kubbe
Canı çekildi İstanbul'un
Şu deniz gözyaşı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!