Bana da rahmet dileyin.İnsan sadece nefesi kesilince ölmezmiş...
Biz de bir zamanlar derin uykuların sahibiydik
Derinlere düşmeden önce...
Sabah uyanır uyanmaz, göz kapaklarım sana açılıyor, aklım sana kapılıyor.
Yemeği, patatesliymiş diyerek tükettim, öyle gördüm, öyle tattım.
''Patates ne kadar doyurucu'' dedim.
Arkadaşım, ''hayır onun içinde patates yoktu.'' dedi.
Olmadığına ne o ikna edebildi beni, ne ben.
Baş edemediğim hayat değil,
Yokluğun can tanem...
Bayram değil ki gelen
Çoğala çoğala gelen yokluğun
Sabahı beklememişsin
Geceden yola koyulmuşsun
Gözlerime dolup dolup taşıyorsun
Yine yaşanacak yer bırakmadın
İnsanlar sizi en zayıf noktanızdan vurmaya kalkarlar; bu hep böyle olmuştur.
Oysaki, güçlenmesi için en fazla yüklendiğiniz yer, zayıf gözüken yönünüzdür.
Size sıkılan kurşunu elinizle karşılar, evirip çevirdikten sonra fırlatıp atarsınız.
Yolunuzu düz yürüyenlerden değilsinizdir; duvarlar yıka yıka ilerlemişsinizdir...
Önüne oturup beklediğimiz camlar kırıldılar.
İçimize köklü ayrılıklar esiyor.
Göçmen kuşlar gibiyiz artık tek bir farkla
Dönmemek üzere gidiyoruz olduğumuz yerde.
İlk adımımız dikenli bir tarlaya düşüyor kanatlarımızla.
Beklemek ağırlık yüklermiş kucağına.
Gecenin ikisi
Uykusuzluğun dibi
Sıyır sıyır bitmiyor bu hüzün
Komple mi yandı yoksa kalbim
Aşkın rengi siyah mıdır gece
Bu ne kördüğüm bir bilmece
Biz seninle
Siyah beyaz bir elbiseydik
Aşk anlaşayışları karışmayacak olan
Onca hüznün kaynar sularında
Rengin birazcık attı, o kadar
Ben ise hafif grileştim
Kim dedi sana
Yüzüne hasreti tak
Sorsan izin vermezdim
Kirpiklerimde ırmaklar yanacak
Yeryüzüne düşmeden daha
Yağmurlar kuruyacak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!