Düşersin, dizlerin yaralanır
Göğsündeki kuşlar yaralanır
Yarınlar acıya aralanır
Tez kapat pencereni kapını
Yollara ve kaleme kar doldur
Kar yağıyor
Zaman başa sarıyor
Çocukluğum gözümde canlanıyor
Babam damı kürüyor
Annem sobayı yakıyor
Radyoda samanyolu çalıyor
Vah! Bu nasıl bir yangın?
Yağmuru yok.
Bu nasıl bir tufan?
Güneşi yok.
Zaman kül
Baharı yok.
Aşkı
Kaç milyon kuştur şimdi,
Mısraları kaç milyar yağmur?
Yüzü şiirdir şimdi
Bilmem kaç milyon şiirdir şimdi.
Göz kapaklarında bir çift turna
Biraz bahar
Biraz yaz
Çokça sonbahar
Ebruli bir hazan
Kirpiklerime tablolar asan
Sen eylül
Sen gelsen
Doğrulur boynum sol yanımdan.
Silkelenir omuzlarımdaki tabutlar.
İçeri girerken o güzel gülüşün
Matem çıkar gider kapıdan.
Bir çocuğa baktım bugün
Nasıl sen gülüyordu.
Sanki seni gördüm.
Allah'ım!
Öldüm mü ben yoksa dedim...
Ömrümün dudaklarını çatlatıp
İçinde hicran ırmağı akıtan
Beline kırmızı kabuk bağlayıp
Allı duvaklı acıya gönderen
Tabutunu gelin arabası yapıp
Azrail'e nefesimi sürdüren
Seni annenden bile daha çok sevdim
Haylazlığına delirip durmam ondan
Bana yanlış yapmaya kalkışma bayım
Aşığın öfkesi de hardır, yakarım
Seni annendeki merhametle sevdim
Şiiri sevmiyormuş.
O neymiş öyle hüzünlü hüzünlü...
Senin duyguların sirke...
Şiir şarap...
Sevmemen normal tabii...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!