Yazdığım mektupların hepsi olduğu gibi durur.
Ben, onların hepsini okudun, güldün sayarım.
Ağlanacak hallerim de artık çekilir hale geldi.
Yüzümü güldürenlerin çoktan ölüp gittiğinden.
Yeryüzünün ağır olan üç işi vardır;
Bekl'emek, özl'emek, düşl'emek.
Hepsi de yoğun 'emek' ister.
Sayende asılır, sayende gülümser.
Benim yüz ifadem, senin eserindir.
Sen mutluysan,
Bunu benim yüzümde de görürsün.
Karşılaşınca sevmediğimiz, bir zaman sonra en sevdiğimize dönüşüyor.
Dünya işte, karşılaşınca sevdiğin ise sonunda en büyük düşman oluyor.
Umursama diyorum kendime. Düşman, düşmanlığında boğsun kendini.
Dünya ve saat dönmüyor
kimse için geriye.
Geleceğin endişesini tercih ederim,
geçmişin pişmanlığına...
Görüp yaşadığımdan
ders almalıyım yalnızca.
Yemeklerde tat yok.
Afiyet olan kederdir.
İnsan da bir ağaç gibi,
Yaprakları dışarı,
Ötekileri içine atıyor Eylül'de
İki çeşit insandan bahsediyorum;
Yüzünü görünce yüz çevirdiklerimiz,
Yüzümüzü yüzüne sürmek istediklerimiz...
Adını hatırlatan adaşlarına rastlamak,
Artık acıtmıyor canımı,
Demek ki sahiden seninle ilgili her şey bitmiş...
Geriye bakıyorum arada bir, meraktan.
Var mısın diye, bakıyorum.
Vallahi görüş alanımda bile değilsin.
Dokunma yalnızlığıma, kalsın.
Gayet sakin duruyor yerinde.
O yeri hak etmek için çok acı çekti,
Rahat bırak, uyusun.
Gözlerine mil çektim.
Görmesin hiçbir yeri.
O anda ellerimi bırakarak dedi; Bitti,
Sanki biri beni uçurumdan aşağı itti,
Ve sonra güneşim söndü, yıldızlarım gitti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!