Aşk geçmiyor artık kapımdan...
Penceremden seyredemiyorum.
Dert de, mutluluk da uğramıyor,
Ot gibi bir şeyim bu aralar.
Ne kara kaşa baktım, ne kara göz,
Ey akıl, gel de şu işteki tılsımı çöz.
Bana "Özledim" deme,
"Neredesin?" diye sor.
Ya "Kalk gel" de bana
ya da "Çıktım geliyorum" de...
Nasıl da pırpır edesi gelir insanın.
Baharın gelmesi böyle bir şey işte,
Yeter ki o bahar ruha gelsin.
Ne kadar da yalnızız...
Saatin sesleri baş ağrıtıyor,
Söküp atasım geliyor zamanı.
Pencereden düşüşünü seyretmek,
Yere düştüğünde çıkardığı gürültüye,
Bir de nanik yapasım geliyor.
Dış görünüşe aldanan,
Karpuz sevmiş gibidir.
Şansı ola, bal gele.
Şanssız ola, kal gele...
Şimdi bir şarkı gibi mırıldanıyorum seni...
Müziğin kalmış sadece, sözlerini unuttum.
Bir gün yeniden karşılaşırsak, beni tanıma.
Tanımazsan unuttuğunu düşünürüm.
Bu durum, belki hayata sarılma sebebim olur.
En sıcağın arasından çıkıp,
Yağmur yağan bahçede gezmek,
Kafamı gökyüzüne kaldırıp,
Her damlayı yüzümde hissetmek,
İşte o ferahlık, o huzur…
O serinliği yaşamak gibi,
Beni anlamadıkları zaman üzülmüyorum.
Kendimi anlaşılır hale getirmeye çalışıyorum.
Bu durumda sohbetin anlamı da oluyor.
İnsan, ancak bu şekilde yol kat edebilir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!