Unutmak diye bir şey yok
Unutamazsın,
Kabullenirsin sadece
Yokluğuna alışmaya çalışırsın
İnsan gökyüzünü nasıl unutabilir ki
havayı, suyu, toprağı
hani nasıl bakarsa öyle görür ya insan,
yüreğiyle bakanın gözleri kör olmuş kaç yazar...
Bir türkü kalmış dudaklarımda, Maraş,
Dağlarında yankılanır eski zaman…
Ceviz kokar çocukluğumun bahçesi,
Sütçü İmam’ın gölgesinde anıların kalan.
Gözümde tüter Ahir Dağı’nın sisi,
Bir şehrin ortasında suskunum yine,
Yüzler geçti önümden, hiçbiri ben değildi.
Bir çocuk ağladı, sesi içime değdi,
Bir kadın güldü, oysa yüzünde kış vardı.
Biraz yorgunluk, biraz eksilmek işte,
insanın yüreği kaldırım taşları gibidir
üzerinden ne kadar çok insan geçerse
taşlar yerine o kadar sağlam oturur.
Alacasına yalnızlığın karanlığında,
Yorgunluğu var gecenin gökyüzünde
Güneşin ayrılığı koyuyor belli
Ayrılık dedikleri bu olsa gerek
Oysa her şey yerli yerinde
Geceye karışır eski bir şarkı,
Deniz kokar kaldırımlar,
Bir vapur düdüğü — yarım kalmış bir veda gibi,
İçimde hep aynı sızı: sen.
Paslı limanlarda anılar çürür,
Gece çökerken sustu yollarım,
Diken sardı geçmişi, anılarım.
Bir adım atmaya korkarken bile,
Ruhumda kıpırdar yarınlarım.
Duvarlar konuşmaz, taş sağır, beton soğuk,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!