Ve eylül,
içimde kırık bir saat gibi susar,
akrep de yelkovan da
yorgun düşer zamandan.
İnsanın hevesi hiç kırılır mı
Kırılıyor işte,
Bırak kıranlar düşünsün
Sen inandıkların uğruna savaşmaya devam et
Kazanmak için değil, yaşamak için,
Kırıldığın yerden devam etmesini bil yeter ki
Bir deli poyraz eser dağlarının alnından,
Bir türküdür dökülür yapraklardan.
Memleketin dumanı tüter hâlâ,
Anamın sesi gelir rüyalardan.
Gök mavi, toprak ana, su berrak,
Memleket türküleri söylerdik biz yanyanayken
Biz yine hasrettik birbirimize sımsıkı sarılmışken...
Rüzgâr esse dağ başında, yankısı göktedir,
Bir kurt ulur sessizliğe, adı Türk’tedir.
Tarihin alnında yazılıdır kaderi,
Yedi düvel bilsin: eğilmez Türk’ün yeri.
Geçmiş gelecekten daha ötede olsaydı keşke
Bu kadar yara almazdık belkide.
Yaralı yüreğe ilaç olmayacaksan
Dokunma çünkü çok acıtır
Sarmayacaksan yüreğinle kanayanı
Hiç yeltenme çünkü çok yazık olur
Sevgiyle saracaksın yaraları,
Umutla dokunacaksın, umut olacaksın.
Geceyi dinledim bu akşam,
Sessizliğin bile sesi vardı.
Şehir yorgundu,
Kaldırımların üstünde binlerce adımın gölgesi.
Bugünle aram açık,
Cebimde paslı bir akşam,
Yüreğimde yarım bir memleket.
Kırgınlık dediğin,
Loş gecelerde bir yıldız ararım,
Karanlık göğün sessiz şarkısında.
Rüzgâr yaralı kalbime dokunur,
Bir umut saklıdır her fısıltısında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!