Uzakta kaldı bir yudum suyu,
O dağlar, o bağlar, o yollar…
Her adımda çiğnenen eski hayali,
Sürer içimde, yürek yangınlarla dolu.
Ey memleket, suskunluğunda bir ses var,
Geceye karışır eski bir şarkı,
Deniz kokar kaldırımlar,
Bir vapur düdüğü — yarım kalmış bir veda gibi,
İçimde hep aynı sızı: sen.
Paslı limanlarda anılar çürür,
Gece çökerken sustu yollarım,
Diken sardı geçmişi, anılarım.
Bir adım atmaya korkarken bile,
Ruhumda kıpırdar yarınlarım.
Duvarlar konuşmaz, taş sağır, beton soğuk,
Bir türkü kalmış dudaklarımda, Maraş,
Dağlarında yankılanır eski zaman…
Ceviz kokar çocukluğumun bahçesi,
Sütçü İmam’ın gölgesinde anıların kalan.
Gözümde tüter Ahir Dağı’nın sisi,
Bir şehrin ortasında suskunum yine,
Yüzler geçti önümden, hiçbiri ben değildi.
Bir çocuk ağladı, sesi içime değdi,
Bir kadın güldü, oysa yüzünde kış vardı.
Biraz yorgunluk, biraz eksilmek işte,
Gökyüzü kustu, yeryüzü titredi,
Zaman ağırlaştı, nefes dondu göğüste,
Taşlar ağladı, toprak hıçkırdı,
Saatler kayboldu, gecenin derinliğinde.
Kentler, enkaz gibi değil, ruh gibi parçalandı,
“Kırık Şehir”
Bir şehir var içimde,
Sokağı yorgun, ışığı soluk.
Ne yana dönsem aynı duvar,
Ne kadar kaçsam, yine kendime çarparım.
Gece, kendi içine kapanır
Sokak lambası titrerken rüzgârın nefesinde
Kelimesiz bir şarkı başlar
Duyana, duymayana inat…
Her susuşun ardında bir çığlık değil artık,
bir akşamüstüydü
dağların morluğu düşmüştü gözlerime
kır çiçekleri üşüyordu
ve güneş, sarı bir mendil gibi
dalgın dalgın sallanıyordu yeryüzüne
Sürgünüm kendime, bir sokak aralığında,
Rüyalar çatlamış eski duvarlarında.
Ezan sesinde gizli çocukluk hayâli,
Bir zaman, bir duman, bir de ben... hepsi hâli.
Cam buğusunda adın, silinirken usulca,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!