Kalbime dokunan sessiz bir nida var,
Geceyi yaran ince bir ışık gibi.
Ruhum, tozlu yolların ötesinde
Hakikatin pınarına susamış.
Bir adım atsam,
Sonsuzluğun kapısı aralanacak,
Ey kalbimin ıssız gecelere açılan kapısı,
Küller içinden doğacak güneşi bekle.
Çünkü her karanlık
Kendi ışığını rahminde taşır.
Toprak suskun görünür,
Gece ağır bir tren gibi geçiyor içimden,
Rayların gıcırtısında eski bir adım var: ben.
Bir istasyonun soğuğunda bekleyen kalbim,
Sanki yıllardır gelmeyen bir seferin yolcusu.
Yüreğimin en ücra yerindesin.
Kimsenin bilmediği, dokunamadığı...
Ne kelime var sana anlatacak,
Ne de suskunluğumda yer kalıyor başkasına.
Bir gülüşün yankı olur içimde,
"Geceye Dair"
Sessizliğin koynunda büyür bir hüzün,
Yıldızlar, unutulmuş dualar gibi serilir göğe.
Kentin üzerine düşen yalnızlık belki benden hediye,
Her sokak, içimdeki kırık bir dizeye benzer.
Sessizlik örter şehri yavaşça,
Bir yıldız düşer, içimden bir parça.
Rüzgâr, eski bir şarkı fısıldar kulağıma,
"Unutmak ne zor, hatırlamak daha da..."
Kaldırım taşlarında yorgun adımlar,
Gelincik kuşu gibi narin yüreğim,
Rüzgârla savrulur gurbet yollarında.
Hasretin ördüğü ince bir hüzün,
Her adımda içime siner usulca.
Bir türkü dolanır akşam vakti,
Zaman geriye aksa bir damla gibi,
Gözlerimde kaybolan rüyaları arardım,
Tozlu sokaklarda koşar,
Yeniden bulurdum kaybolan zamanı.
İs kokan bir tren çığlığı çarpar geceye
bilirim… bu şehirde bütün ayrılıklar
tütün kokar, tozlu sokaklarda unutulmuş zaman gibi
bir kadın yüzü kalır geriye — gölgelerden
Gözümde tüter eski zaman,
Bir yanım çocuk kahkahası,
Bir yanım akşam üstleri…
Ruhumun kıyısında yanık bir türkü,
Memlekete uzaktan yankılanan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!