Yine düştü akşam üstü şehre,
Bir sessizlik sardı bütün kaldırımları.
Camlarda yansıyan yorgun yüzler gibi,
Ben de günün ardında kaldım biraz.
Zamanla beraber hayata akmasını bil
Zaman senden götürdükleri kadar verecektir
Sen umudunu sakın yitirme
Yaşamayı bil ki yaşatmayı bilesin
ve unutma yaşatabildiğin kadar ayakta kalabilirsin.
Yalnızım, iskeleye karşı bakan güneş kadar,
ve bir teknenin kıyıya vurmuş hali gibi bi okadar...
Her karanlığın ardında bir şafak
Her acının sonunda bir mutluluk,
ve her yolun mutlaka bir sonu vardır.
Güneşin önüne karabulut gelmesi
Güneşi yok edemez sakın unutma
Sen yeterki güneşin varolduğunu bil
Gece, kendi içine kapanır
Sokak lambası titrerken rüzgârın nefesinde
Kelimesiz bir şarkı başlar
Duyana, duymayana inat…
Her susuşun ardında bir çığlık değil artık,
ben yalnızlıktan payıma düşeni aldım
haydi sana rastgele aşk...
oysa bizde sevebilirdik birbirimizi
hayat denilen bu okulda
aynı sırada oturabilirdik.
Yangın somada başlar
İçten içe yakar ülkemin yüreğini,
Ah be madenci kardeşim
Bu kadar mı cesurdu senin yüreğin,
Can vermek öyle kolay değilmiş
Bir dilim kuru ekmek için,
bir akşamüstüydü
dağların morluğu düşmüştü gözlerime
kır çiçekleri üşüyordu
ve güneş, sarı bir mendil gibi
dalgın dalgın sallanıyordu yeryüzüne
Sürgünüm kendime, bir sokak aralığında,
Rüyalar çatlamış eski duvarlarında.
Ezan sesinde gizli çocukluk hayâli,
Bir zaman, bir duman, bir de ben... hepsi hâli.
Cam buğusunda adın, silinirken usulca,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!