Maraş’ın sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor.
Burada sokaklar yabancı, taşlar soğuk,
Her adımda kendi gölgemle yalnızım.
Ölenler…
Sevdiğim insanlar, elleri ellerimdeyken
Karanlık çöktü…
Ama dışarıya değil,
İçime.
Bir mum yaktım—görmek için değil,
Yanmak için.
Yıllar geçti,
Aynı sabah, aynı duvar,
Aynı pencereden bakar oldu gözlerim.
Ne gelen var,
Ne giden,
Ne de soran nereye gittiğimi.
Gözlerimde uzak dağların rüzgârı
Gönlümde yitik bir baharın özlemi
Ey adıma dokunan gizli çağrı
Ne zaman dönersin bilinmez alemden
Gittin… ardında yankı bıraktın
Zaman gitti, ben bekledim.
O hiç durmadı,
ben hiç yürümedim.
Saatler ilerledi —
ama biz yerimizde büyüdük.
Yosun kaplamış bir kaya gibi
Duruyorum yalnızlığın en dibinde
Bir o kadar uzak bir o kadar yalnızım
Sensizliğin dibine vuruyorum
Nefes kesen bir yerdeyim şimdi
Geçmiş gelecekten daha ötede olsaydı keşke
Bu kadar yara almazdık belkide.
Yaralı yüreğe ilaç olmayacaksan
Dokunma çünkü çok acıtır
Sarmayacaksan yüreğinle kanayanı
Hiç yeltenme çünkü çok yazık olur
Sevgiyle saracaksın yaraları,
Umutla dokunacaksın, umut olacaksın.
Zamanla beraber hayata akmasını bil
Zaman senden götürdükleri kadar verecektir
Sen umudunu sakın yitirme
Yaşamayı bil ki yaşatmayı bilesin
ve unutma yaşatabildiğin kadar ayakta kalabilirsin.
bir yolu olmalı insanın
birde bekleyeni
bak o zaman ne kadar güzel olurdu
bu yolda yürüyebilmek
gidipte geri dönebilmek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!