Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Yıllar sürdü arayışlarım,sevgili değil sevgi aradım hep.Siyasi kavgalardan,törelerden,din dil ayrımlarından,uzak sadece yürek dolusu bir sevgi.Ve'' işte bu'' dediğime vereceğim ve onu sevgiye boğacağım bir yoğunluk vardı gözlerimde.Ama bir türlü bulamıyordum,sayısız aşk zannettiğim karmaşalardan hep bir sonraki aşka kadar kurtulmam zor oluyorduda,nedense kurtulduğuma sevinemiyordum,
Bize taşıyıp taşıyamayacağımızı düşünmeden gereksiz sırlar vermişlerdi,ömür boyu sırtımızda bir kambur olacaktı bu sırlar ve aslında herkesin bildiği şeyleri sır zannediyorduk.
Bütün zengin çocuklarının piç olduğunu,örnek aldığımız abilerimiz fısıldıyordu kulağımıza,ve daha ilk arkadaş edinmelerimizde,biz topun sahibi olamazsak oyundan atılacakmışız gibi bir hisse kapılıyorduk,En çok onlara acıdım ben,en çaresiz onlar geldi bana hep.Zengin çocukları;
Sadece daha temiz ve daha bakımlı oldukları için sevmiyordu arkadaşlarım onları,mahallemizdeki yaşıtımız kızların,temiz ve pahalı bir elbiseyi,yada düzgün kesilmiş bir saçı tercih edecek olması büyük bir korku olarak yaşıyordu içimizde ve o korku aslında bize ait değildi.Eli ayağı pis,saçları babaları tarafından kesilmiş,ekmeğin üzerine salça sürüp,sümüklü sümüklü sokaklarda eşkiyalık eden bizleri tercih etmeliydi Aylinler,çünkü bizim bir gariban onurumuz vardı,bütün garibanlar onur abidesi,bütün zenginlerse birer müsvetteydi bizim alfabemizde,ve biz bu alabeyi kıçımızdan uyduruyorduk.Hep sevdiği kızdan ayrılması istenen gariban bir genç olurud,ve bize göre zenginler asla yürek yarası çekemezlerdi,çünkü herşeyi parayla alabileceklerini düşünürdük,ve bu aslında bizimde zenginleri kıskanmamızdan öte bir şey değildi.Yani hangi gariban,zengin olsa bir zengin gibi yaşayacaktı aslında ama bunu nedense bir sosyal durum,ekonomik yetersizlikten çok,bir onurlu duruş hali zannettiriyorlardı bize.Ve dışlanmalıydı zengin çocukları,çünkü ülkemin yüzde sekseni garibandı ve onlar yüzde yirmi azınlığı oluşturuyorlardı.
Sonra büyüdük ve anladıkki,aslında bizde bir azınlıktık,çünkü ülkemiz onlarca azınlığın oluşturduğu bir bütünlüktü,ve herhangi bir azınlıktan taraf olmadan bu çoğunlukta nefes alma şansımız yoktu.
Ya başörtüsünü dinimizin bile üzerinde görecektik ve bunu bir rant haline dönüştürmenin telaşına düşecektik,yada başörtüsünü salt inançları için takan bacılarımızı okullardan dışlayacaktık.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bu şiirleri yazan kalemmi sence,
Ben aşık olmasam kalem ne yazacaktı,
Beyaz bir yaprakmıdır,yakıştığı yer,
Sen olmasan,kağıt şiiri ne yapacaktı.
Eylülü beklemeye yeminlimiyiz,
Temmuzada aşk yakışmazmı hiç,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Ey dost!
Öyle kızgın bakma yüzüme
Ben seçmedim bu rolü
Kendi senaryomu yazdırmadılar,
Bakma şiir yazdığıma,şair olmaya bırkmadılar

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Yüreğime dokundum yüreği aynım
İçimde sevdanın,binbir hali var
Senin yüreğine akmayı sevdim
Şu an yüreğimde senin adın var

Hiç böyle olmadım,sen ilksin demem

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Yaşıyoruz işte,
Buysa yaşamak,nefes almaksa hayat
Hayatımızı feda ediyoruz kolayca
Sanki feda etme hakkı bizimmiş gibi,
Ve ardından ağlıyorsak feda edilenlerin,
Her yerde konuşuyorsak yaptığımızı

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bir akşam üstü beni bulursa ölüm
Arkamdan ağlayıp,sızlama gülüm
Baki olan varmı fani dünyada
Hatıralarımızla sarıl hayata

Dostum kendine işkence etme

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Seni bırakıpta giden olmadım
Sevdamı üç kuruşa satan olmadım
Geceleri rahatça yatan olmadım
Ne söylersen söyle,vicdanım rahat

Başkasında aramadım,o bakışları

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Beni kandırdı,uzaktan güzel göründü
Sandımki,onsuz hayat olmaz
Sandımki nefes alıp vermeme sebep
Tüm çiçekler ona yaratılmış,
Tüm şiirler ona yazılmış.
Her dublenin sipariş sebebiydi,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Sen ve ben aynı candık
Bilmemki niye caydık,
Ne olurdu sanki çekip gitmesen
Beni böyle divane deli etmesen
Yıllarmı yalancıydı,acılar çokmu cömert
Sevdamızmı sahteydi,bizlermi nağmert

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

''Gül yüzlü yarin yanağından gayrı neyim varsa bölüşmeye hazır olduğum dostlarım;
özür diliyorum sizlerden,yerli yersiz kalplerinizi kırıyorum bu aralar''

Orhan günlüğüne böyle düşüyordu,dostlarını tek tek arayıp söyleyemediği duygularını.Çünkü gerçekten son zamanlarda bir çok dostunu,arkadaşını,ticari ilişkide olduğu insanları,gereksiz yere kırıyordu.
Mavinin önceden hiç olmazsa yokluğunu yaşıyordu,şimdi birde onu bir başkasıyla düşünmek içini tarifi imkansız ateşlerde yakıyordu.Bunu haketmediğine inanıyordu,tanrının kendisine yardım etmesini istiyordu ama tanrı aşk,meşk işlerine pek karışmıyordu galiba.Çünkü adaletinden şüphe edilmeyecek olan tanrı,Maviyi onu ençok sevene verecek olsa,Orhana verirdi.Demekki birini sevmek onunla olmaya yetmiyordu,
Eşit şartlarda olsalar belkide,Maviyi şu an birlikte olduğu insandan önce elda edbilirdi.''elde etmek'' bu nekadar tutarsız ve hayvanca bir düşünceydi.Orhan maviyi sanki bir eşya,araba,kariyer gibi birşeymi sanıyordu; tabiki hayır,sadece yanlış cümleler kuruyordu ve zaten başına ne geldiyse yanlış kurduğu cümleler yüzünden gelmişti.Mavi ona bir fırsat vermiş ama o bu şansı iyi kullanamamıştı,şimdi Mavi aynı şansı bir başkasına vermişti ve galiba diğer taraf bu şansı iyi kullanmıştı,yada doğru yerde doğru cümleleri kurmuştu.Tabii onun bir avantajıda mavinin yanında,en azından etrafında olmasıydı,Orhanın 360km den yapmaya çalıştığını,o belkide Mavinin gözlerine birkez bakarak yapmıştı.

Devamını Oku