Hayatımı bir kalemde,hayatına adarım
Allaha inanmasam belki sana.............
Türklüğümden vazgeçip,vatanımdan cayarım
İstersen mecnun olup,çöllere düşerim
Canımdan,malımdan,aklımdan geçerim
Ellerini AŞKIM diye tutabilmnek uğruna
Ağlama diyorsun,alışırsın zamanla
Ama yüreğim var benim
Ayrılıklarda ağlanır,nasıl ağlamam
Yitirdim hayallerimi,şehrin caddelerinde
Her kaldırımda bir umudum ezildi
Bütün çöplükler,sevdamı taşır
Senden beni sevmeni istemiyorum
Aşkıma müdahale etme ne olur
Allah bir Ezgi daha yaratır belki
Bende onu bulurum,bellimi olur
Aklım seçmediki seni sevmeyi
Teyplerde yanliş seçilmiş şarkılar çalıyordu,biz abilerimizden,babalarımızdan arabesk bir hayatı devralıyorduk.Talihsiz 78'lilerdik,ve kimse bize acımıyordu.Bir aşkı anlatan şarkılar neden hep ölüm kokuyordu,neden başında veya sonunda illede biri ölmek zorundaydı aşkların,hiç bilmedik ama galiba aşktan kolay belledi,ölmeyi,yüreklerimiz.
Batan güneş benide al,ya benimsin yatoprağın,mezarım olacak bizim sokaklar,diye başlayıp biten şarkılarımız,batsın bu dünya,çile bülbülüm çile,dedrtiyordu bizlere.Ve can bedenden çıkmayınca asla sevmenin,yada sevdiğini rahat bırakmanın mümkün olmadığını söylüyordu,adam olmuş çocukların klavuzu Barış abi bile.Bu yüzdendir şimdiki şarkılara yabancıığımız,
Utanır insan böyle güzel olunurmu diyor yeni nesil şarkılar,ve aslında bizim yaşadığımız yasaklı hayatın bir özetidir bu.Utanır insan böyle güzel olunurmu,yada sen bukadar güzel olursan ben sana nasıl bakarım?
Ama neden? Neden güzelliğinden utansın insan ve neden utanırız güzel bir yüzü seyretmeye.
Ülkemin bölünmez bir bütün olduğunu kafamıza bir mıh gibi işlemi,şlerdide,bir köşesinde komşu kızını kardeş belletirken,diğer köşesinde kardeşlerimi evlendirmişlerdi,toprak bölünmesin diye. Bu bölünmezlik anlayışı öylesi bölüyorduki ülkemi,bir kentten başka bir kente gittiğim misafirliklerde yaşadığım tek değişim hava değişimi olmuyordu.Yüreğime yeni kurallar öğretmek zorunda bırakılıyordum,her Erzurum seyahatlerimde ve ben Erzurumu sevmek istiyordum,Dedemin yasakları olmasa.
Seni eskisi gibi sevemem artık,
Güneş olsam,üstüne doğamam artık,
Bulut olsam bu şehre yağamam artık,
Hayallerimi yıktın,canın sağolsun,
Başkaları öpsün,dudaklarını
Ben bu akşam ölüyorum
Önce yavaş yavaş,kan çekiliyor damarlarımdan
Şöyle bir sendeleyip koltuğa düşüyorum
Aynada sararmış yüzme sonkez bakıyor gözlerim
Şu duyduğum son hırıltım olmalı
Başım hafiften sola yatıyor
Her gidişin kendine has onuru vardır
Yaşanmış onca şeyin hatırı vardır
Arkada kalanında,gururu vardır
Gideceksen git ama,böyle gidilmez
Çekip vursan,kan akmazdı belkide
Cıvıl cıvıl bir Cumayı yaşıyor Bursa
Bahara yaklaşmışız haberimiz yok,
Bir masa atmışım benim mabedin önüne,
Nevresimci Nihat'la çay içiyoruz,
İşten güçten konuşacak halim yok,
Hoca selayı okuyor,Ulu camiden
Bilmiyorum sen bu şiirimi duyacakmısın,
Arkanda onbinler,bırakıp gittin,
Rahat uyu can dost,
Ismarlama sevgiler orada yoktur
Şahadet edip cennete varacakmısın
Şair sıkma canını
Bu ilki değil,gecikmişliklerinin
Neleri kaçırdında sen
Dimdik durdu yüreğin.
Hep böyle olursun zaten
Dikkatsiz,savruk,ilgisiz,




-
Ebru Ercan
Tüm Yorumlarben evli bir bayan olarak bu söylediklerinizi(allaha şükür) yaşamıyor olsam da yaşayan birçok kadın adına %100 doğru bulduğumu belirtmek istiyorum ve samimi yazınız için tesk ediyorum.kaleminize sağlık...