Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Arzu ve Murat karakola varmak üzereyken,Muratın telefonu çalmıştı.Dayısı olduğunu söyleyen bir ses Annesinin kalp krizi geçirdiğini ve hemen hastahaneye gitmesi gerektiğini söylüyordu.Murat,önce yarım ağızla Hilali görmeden gitmeyeceğini söylemiş fakat daha sonra Arzunun ısrarlı tutumunuda fırsat bierek Arzuyu karakolun önünde bırakıp,hastaneye doğru yolalmıştı.Yolda telefonu tekrar çalıyordu,ama Murat zaten hastaney gitmiyordu
---Nevar be ne!
---Bağırma şef hemen eve gelsin diyor
---İyi ama ya Hilal
---Birşey olmaz,merak etme.Hem başlatma hilaline ne deniyorsa yap

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Hilalin evde aylak aylak geçirdiği günlere yenileri ekleniyor,Murat halâ aramıyordu.Artık sabrı taşmaya başlamıştı,simitevine gidip Muratın orda olup olmadığına bakmak için erkenden evden çıkmıştı.Öyle ya eğer coşan dersaneyi bırakmadıysa Murat onu bırakmak için yine orda olabilirdi.
Arzu son iki gündür yine eski günlerdeki gibi bunalım takılıyordu.Çünki Hilal yanılmamış,sadece birkaçgün ders verdiği lise talebesi bir çocukla yakınlaşan Arzu ona bile hakim olmamaıştı.Hilalin evden çıktığını gören Arzu,hemen telefonuna davranmış,salimi eve çağırmıştı.Ogün okulda dersi yoktu.Salimle dışarda değil evde görüşmeliydi.Kendisini görmek istemeyen,dersleri bırakan Salime bunun sebebini sormalıydı.
Salim Arzu çağırdıktan bir saat kadar sonra eve gelmişti.Arzu üzerinde sabahlığı olduğu halde açtı kapıyı,yine aynı kozunu oynuyordu.Salimi bırakmak istemeyen Arzu ona karşı dişiliğini kullanmaya kararlıydı.Salim salona girdiğinde birkaç saniye sessiz kalmış sonra sıkıntılı bir ses tonuyla
---Beni neden çağrdınız Arzu hanım
--Şimdi yine Arzu hanımmı olduk,iki üç gün önce Arzundum hani
---Bak ben aslında böyle osun istemiyordum

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Giyinmiş,çıkmak üzereyken çalan zil,biraz olsun hüznünü almıştı.Saat dokuzu biraz geçiyordu,bu saatte akrabalardan birinin gelmesi zordu.Çünkü en yakın akrabaları,bursanın merkezindeydi.Ya abileriydi gelenler,yada............
Tahmin edeceğine kapıyı açta öğren diye geçirdi içinden.Açtığı kapının önünde bir grup çocuk gülüşüyordu.
İçlerinden yaşı biraz daha konuşmaya müsait olan tombul suratlı bir kız çocuğu
---iyi bayramlar amca,
Çok sevinmişti Orhan.
---Vaaay cünyırlar,hoş geldiniz

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Dostum sen bu dünyayı,ne sanıyorsun
Bir zoraki çırpınış,senin hayat dediğin
Yıllar sonrasına kafamı yoruyorsun
Üç aylık bir tatil senin hayat dediğin

Bak bir geriye kimler yaşamış

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bir hançer,bir kalbe bukadarmı yakışır
Saplayan sensin diye,olmasın gülüm
Senin mezar dediğin bana cennettir
Sensiz yaşamak diyet,hürriyet ölüm.

Yüreğim,yüreğini seviyor dedin

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Eertesi sabah dükkana geldiğinde saat onikiyi geçiyordu.Gece amcasının kıraathanesinde çalışmıştı.Ramazanda insanlar oruç tutmaktan çok,sabaha kadar kahve köşelerinde oyun oynamayı seçiyorlardı,bçyle oluncada amcasının kahvesi gece geç vakitlere kadar açık kalıyordu,Orhanda ister istemez geceleri kahvede müşterilerle ilgileniyordu.Böyle oluncada bazen uykusuzluğa yenik düşüyor kendi dükkanına geç kalıyordu.
Hasan dükkanı erkenden açmış,dağınıklığı toplamıştı.Orhan dükkana girdiğinde hasanı üst katta buldu.Genelde çıkmazdı Hasan üst kata,.Orhanın dün akşam masanın üzerinde öylece bıraktığı yazıları okuyordu,kendisini seyre dalan Orhanı farketmemişti,Orhan geldiğini belli etmek için hafifçe öksürdü.Hasan hemen toparlanmıştı,Sanki çok yasak birşey yapmış gibi telaşlanmış,korkmuştu.
---Afedersin Orhan abi,geldiğini farketmedim,vallahi sadece okuyodum.
--Dur Hasan dur,oku abicim bişey diyenmi oldu.
---Yok hani sen yazdıklarımı benden iznsiz okumayın diyosunya bazen,valahi birkaç satır okuyunca bırakamadım.
---Nasıl,olmuşmu,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Orhan kapının göbeğini değiştirmeye Hasanı göndermek istedi,ama Hasan nedense bin dereden su getirip dükkanda işleri olduğunu bahane ederek,kapıyı tamir etmeye Orhanın gitmesini istedi.
Nebiye ve Orhan,Nebiyenin evine doğru yola çıktılar.Yolda giderken,Nebiye,Orhana pek yakın yürümüyor,bir metre önden ve hafif yana doğru kayarak,sanki kendisini seyrettirmeye çalışıyordu.Çok güzeldi nebiye,vucudu öylesine zarif ve yerli yerindeydiki bir erkeğin böyle bir mükemmelliğe çok fazla ilgisiz kalma şansı yoktu.Orhanda bütün uğraşlarına ve rahat tavırlarına rağmen gizliden gizliye Nebiyenin,asfalt üzerinde bir martının,denize doğru süzülmesine benzeyen süzülüşünü izliyor,bunu ona farkettirmemeye çalışsada,kendisine kaçamak bakışlar atan Nebiye her seferinde Orhanın gözlerini yakalıyordu.Yol boyunca sadece birkaç kelime konuşmuşlardı,Nebiye öğrenci olduğunu,üçüncü senesini okuduğunu,fransızca ve ingilizceyi iyi konuştuğunu,okul bitince tercümanlık yapmak istediğini söylemişti.
Orhanda daha önce birkaç okul bıraktığını,artık tahsil hayatından gerçek hayata geçtiğini söylemişti.
Apartmanın içine girdiklerinde,Orhan merdivenlere yönelmiştiki,Nebiye müdahale etti
--Asansöre binelim,dördüncü kat
--Oluuur

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bana parkta servetimi neden şehit ailelerine yada kimsesizlere bırakmadığımı sormuştun,
-Evet
--Bunun bir sebebi daha var.
-Nedir?
--Sizin inanışınıza göre bu dünyadaki iyilikler ve kötülükler öbür alemde değerlendirilecek,ve ceza yada mükafat olarak geri,dönecek.Cennet ve cehennem.
-Evet,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Meyhaneci,ben geldim.
Bu akşam efkârlıyım,bir duble istanbul ver,
Sokakları başımı döndürsün,
Bir dilbere vurulayım.
Lotodan para çıksın,
Cihangirde ev alayım.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

İkibin üç'ün sonbaharında,
Soğuk ve pis kokulu hastane koridorlarında,
Vaz geçtim hayal kurmaktan,
Ve,
Acil kantini muhabbetlerimde,
Ürkütücü bir hikayeydi babam,

Devamını Oku