Serhat Çalışkan Şiirleri - Şair Serhat Ç ...

Serhat Çalışkan

Şerif susmuş sıra Orhana gelmişti.Kendi problemlerinden bahsetmeden önce,Şerifinyaralarına biraz olsun merhem olma gayretiyle konuşmaya başladı Orhan
--Kardeş senin problemin ciddi,hemde çok ciddi.Anladığım kadarıyla yenge biraz sıkılmış,yada ne bileyim flört döneminizdeki heyecanı göremeyince hayal kırıklığı yaşamışki bu yeni evli çiftlerin genelinde olur.Bu yüzden ikide bir annesine gitmek istiyor olabilir.Çünkü sen evlendikten sonra değiştin,ama ailesi hala aynı.
--Nasıl yani
--Şöyleki; O, seniboş vakitlerinde tenis oynayan,doğum gününde fransız şarabı alıp tekne kiralayan,bilerek yağmurda dolaşıp seksi görünüyor diye saçlarını dağıtan,hiç anlamadığı halde o seviyor diye satranç oynamay çalışan bir adam olduğun için sevdi.Yoksa senin şu tostoparlak suratına,yada engin bilgisayarlı muhasebe bilgine hasta olmadı.Kaldıki diyelim görüntünede vuruldu,hep aynı görünüşte,fizikte kalma şansın varmı? yok, O halde ruhunu canlı ve diri tutacaksın.
--Yahu birader ne yaptın sen.Sana kalsa iki günde boşarsın bizi
--Boşarım tabi yaa! Hahahaha.Evlenmek kolaymı,tutturmuşsun bi çocuk diye,daha yirmidört yaşında genç insanlarsınız.Belliki çocuktan önce genç kadınlığını yaşamak istiyor,sadece o değil kadınların geneli böyle.Ama çok bezgin gördüm seni yahuu

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

O yıllarda Çandarlı henüz kabuğunu kırmamış,Egenin keşfedilmemiş kıyı boylarından biriydi.Gerçi insanların keşfedemediği bu doğa harikasını rant kavgası içinde kendi çıkarlarını önde gören devlet erkanı keşfetmiş ve İzmir limanını Çandarlıya taşımak için sıkı bir alt zemin hazırlama çalışmalarına başlamıştı.Çandarlıya limanın gelecek olması belki daha fazla para,daha fazla insan daha büyük iş kapıları getirecekti,ama en çok beş yıl içinde o güzelim deniz ölecek sayfiyecilerin en gözde yeri olma yolunda büyük ilerleme kaydetmiş Çandarlı kasabası belkide denizinde yüzülemeyecek,balıkları yenmeyecek bir pis su birikintisine dönüşecekti.Hilal ve Arzu öğrencilik yıllarında bir haftalığına tatile geldikleri bu beldeye aşık olmuşlardı.Arzu sırf bu yüzden çalıştığı okula yüzon kilometre uzaktaki bu şirin beldede ev tutmuştu.Ama artık daha fazla dayanacak güçleri kalmamıştı,aldıkları üç kuruş ev kirası ve okula,dersaneye gidip gelirken eriyor bir birikim yapamıyorlardı.Arzu için çok önemli değildi,çünki aileden zengindi,ama Hilâl aldığı birkaç kuruştan artırmak zorundaydı,henüz kendisine bir çeyiz hazırlayamamıştı.Bırak çeyizi aniden önemli bir rahatsızlığı olsa,yada başına bir kaza bela gelse kenarda hiç parası yoktu.Zaten dersaneden aldığı para kendisine bir sonraki haftayı getirmek için yetmiyor,Arzudan destek alıyordu.Arzu belki geri istemiyordu ama onada epey borçlanmıştı ve çalışan biri olarak sürekli arkadaşına borçlu yaşamak canını sıkıyordu.Ogün Arzuyla beraber Muratın yanına giderkenyolda Arzuya artık Çandarlıda oturmak istemediğini söylemişti.Arzuya yine beraber İzmirin içinde okula dersaneye daha yakın bir ev tutmaları gerektiğini söylemişti.Arzuda aslında parasal anlamda çok sıkıntı çekmesede birkaç saat ders vermek için herdefasında yüz kilometre yol gitmekten sıkılmıştı.Arzunun ve Hilalin artık o öğleden sonra yapacakları bir iş daha vardı beraber oturabilecekleri,küçük şirin ucuz yollu bir ev bulmak.Tabiiki İzmirin içinde.

Murat onları Bornova büyükparkta bekliyordu.Okul yıllarında uğrak yerleri olan bu parkı her ikiside çok seviyordu.Büyük parka geldiklerinde Muratın yanından ayrılan iki kişiyi Hilâl farketmişti.Adamlar Arzuyla,Hilâlin geldiğini görünce kalkmışlarhızlı adımlarla masadan uzaklaşmışlardı.Kış ayı olmasına rağmen açık,güneşli bir gün yaşanıyordu İzmirde ve Murat oturduğu kafenin içini değil bahçesini tercih etmişti.İlk selam veren Hilal oldu
--Merhaba Murat nasılsın
Murat ayağakalkıp Arzuyla selamlaştıktan sonra
--Hoşgeldiniz Hilâl

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kalbim şimdi bir sokak çocuğu
kelebekleri göç etti gönlümün
ıssızlaştı hayat sanki
sanki sabahı eksik şiirlerimin

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

O geceyi saatlerce yazı yazarak ve uzak şehirlerden arayan,mesaj atan dostlarına cevap vererek geçirdi Orhan.
Her telefon çaldığında,yada mesaj uyarısı geldiğindehemen defteri,kalemi bırakıyor''bu sefer kesin Mavî'' diye telefonu alıyor,fakat her defasında farklı biriyle karşılaşıyordu.En az yirmi seferhayal kırıklığına uğramıştıda,yinede acabamı demekten kendini alamıyordu.

Serdar abisi aramıştı sabaha karşı en son.İlk kez Serdarın aradığna sevinememişti Orhan.Oysa en yakın dostuydu Serdar.Beraber ilk kitaplarını çıkarmışlardı.tiyatro oynamışlardı,defalarca,İzmirin altını üstüne getirmişlerdi,Orhan İzmirde oturduğu yıllarda hiç ayrılmamışlardı,nerdeyse yirmi dört saat beraberdiler.Birbirlerinden,diğerinin ona veremiyeceği hiç birşeyi istememişlerdi,bu yüzdende her istediklerini almışlardı.Dostluklarının üzerine titremişler,asla birbirlerinden küsmemişlerdi,Tartışmaları sadece tartıştıkları konuyla sınırlı kalmış,hiç bir zaman bunu kalp kırma boyutuna getirmemişlerdi,.Telefonun ucunda Serdar vardı ve O rhan ilk kez buna sevinmiyordu.Daha doğrusu arayanın o olmasını istemiyordu,bu ne egoist bir sevdaydı böyle,akla başka birşey gelmesine izin vermiyor,yüreğe başka selam kabul etmiyordu.
Açtı Orhan telefonu,buruşuk bir sesle
--Vaay Serdar abim nasılsın

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Haberlerde dinledim,Ankarada kar varmış
Sıkı sıkı giyin,üşütme sakın
Yüreğimden yüreğine,sekiz saat yol varmış,
Bir türküyle çağır,
Bir şiir oku benim için,
Ansızın gelirsem,şaşırmayasın.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Yıl bindörtyüzkırkaltı,
Osmanlı sarayında toy bir delikanlı
O sabah heyecanla uyandı
Kanter içinde kalmıştı.
Hemen hocasına koştu
Hocası çoktan uyanmış,

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Bu karmaşık düşüncelerle akşam güneşinin batışını seyrederken,titrek bir ses çınladı kulaklarında,
--Pardon,bakarmısınız,sizde kapı göbeği bulunurmu?
Sağına baktı kimse yok,soluna döndüğünde gördüğü güzellik,bir anda herşeyi unutturdu.Allahım dedi içinden,''bunu yaratırken hiçmi diğerlerine acımadın.?
Kıvır kıvır saçları,hafif kalkık dudakları,çakmak çakmak gözleriyle,bir şaheser duruyordu sol yanında.
Aklına forsadaki,Kaptan Kara Memiş geldi.Kendine bir çimdik attı,evet canı yanıyordu,demekki gördüğü rüya değildi.Zaten bukadar güzel rüyamı olurdu.
Şaşkın şaşkın bakarken genç bayan tekrar sordu.

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Sana aşkımın ispatı olsun,
Bu gece semaya adını yazdım
Aldığım nefes,şahidim olsun
yıldızlara birbir,seni anlattım

Güneş ısıtmaz,sözlerin kadar

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Sabahları gün doğarken üzerinize
Geceleri ay,salarken ışığını
Karanlık zindanlarda kalan bizlere
Bir pencere aralığı çokmu gördünüz

Kahkahayla gülersiniz olur olmaz herşeye

Devamını Oku
Serhat Çalışkan

Sen bilmezsin be gülüm,
Bu şehrin gecelerini
Hep ayrılığa namzet
Ve hep vefasızdırlar.
Beklersin,
Ne olduğunu bilmeden,

Devamını Oku