Sevgilim,
Paramparça bir semanın altında yakaladım ellerini o akşam.
Parmakların parmaklarımda gezdikçe, yüreğimin tüm kıtalarını keşfettim.
Meğer ne çok eksikmişim, işte o an fark ettim…
O, nasıl gülüştür? Nasıl bir bakış…
Yıldızları sevmiyorum artık
Kayarken,hayatıma kayanları hatırlatıyorlar...
Ellerinde parlayan bir hançer,
Düşerken son vuruşunu yapıyorlar...
Güneş,son güne eş olamayanı anımsatıyor
Orada bir çocuk ağladı,
Orada bir çocuk öldü.
Bir çocuk anasız kaldı,
Birinin anası kocasız kaldı.
Zalimler bin çocuğun babasını aldı!
Oyuncaklar çocuksuz, çocuklar oyuncaksız kaldı.
Boğar insanı fazla sevgi...
Sevgi yağmur gibi,
Yağmur gibi bereketli.
Yağdırırsan birden sevgini,
Sel olur,alır götürür tüm bereketi.
Sevgili sevgili
Dünlerimde satırı başıma geçirsen de
Bugün de satır başlarıma hapsediyorum seni...
Sürsen de yarınlarıma hüznün kasvetini,
Günde bir ömür içiyorum hasretini...
Her çıkışın bir inişi, her inişin bir çıkışı vardır.
Dişlinin yönünü belirleyen imandır.
Selim Akgün
Seni dokuz ay karnında,
son nefesine kadar da bağrında taşıyan varlığa
"anne" denir.
Söylesene senin için kim böyle menfaatsiz parelenir?
Unutma,
"öf! " dediğin o yüce varlık,
Gece,sahil ve ben...
Gece yarılanmış,
Ben yarımlanmış,
Deniz dalgalanmıştı...
Bir deniz kızı belirdi ay ışığında
Hatırlar mısın,
sevmediğimiz dersler arasında
elimize kalemtıraş alıp kalem açmaya giderdik çöp kutusunun yanına.
Uzatabildiğimiz kadar uzatırdık orada geçirdiğimiz süreyi.
Biraz fısıldaşır, biraz gülüşürdük.
Böyle kısa süreliğine bir oyuk açılırdı sanki sınıfta,
Çocuklar gibi saf olmayı dilerdim.
Birinin bakışından,
göz kaçırışından,
sesindeki samimiyetin eksilişinden
hiçbir şey anlamamak isterdim.
Perdenin önünde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!