Şarap dolduruyor ömür kadehe
Mevsimler aksırıklı bir gökyüzü
Sararmış duvarlarda asırlık nem
Yalnızlık ruhumuzun hazin öksüzlüğü
Toprağın sırtında betonlar üşüyor!
Durgun gönlümüzün azgın sularından
Onca dün geçiyor, göğsümüzde alev
Savunmasız bir dildir taşıdığımız
Unuttuk çehremize gül ekmeyi.
Serildim düşlerimin uykuya dargın gecelerine
Pencere önünde yaprak hışırtısı, rüzgârın sesi
Yatağı gözlüyor göz, ruhumda ölüm sessizliği
Yumuşacık topraklar usumda, gönlümde bahar.
Güneşin gövdesinde uyumaktır seni sevmek, aylardan Ekim
Ruhumun saçaklarında hüzün, dişlenmiş meyveler gibiyim
Kınından çıkmayı dileyen bıçağım kimi, özlemdir hedefim
İnfilak etmeyi dileyen bir mermidir sana sevdalı yüreğim
İnancımın sonsuz denizlerine yüreği delik bir gemiyle açılıp, senli yarınların ellerini birleştirdim aşkın kanamalı küreklerinde. Her düşün zincirlerine tutunan bir yosundu zaman, ben sende kalmaya vurgun, seni yaşamaya sevdalı bir adam iken. Her bahar dallar yeniliyordu kendini, sürgün korkularımın aksine arı çiçekten balını, kuzu memeden azığını alıyordu. Yıllar döngüsünü seçerken ben aşkın tezgâhlarında aşkı satıyordum.
Ruhumun yaşlı sedirinde hüzün çaydanlığı
Ne zaman rüzgâr çıksa anılarla kanıyorum
Güneşin haylaz ısısında gönlüm üşümekte
Gözlerimin ufkundan kayıyor acı hatıralar
Hangi düşün seherine böylesine tutkunluğum!
İmkânsız sevileri inkâr ediyor hayat, tüketti meşk
Aşınmış suyollarında arama izlerimi, üşüyor şafak
Gücendirme sözlerimi yar, tek sermayemdir aşk
Yanık bir duvar ardından izle gelişimi, duvağını aç.
Suskular kavradı bir ömür ruhumu, tükendi sol yanım
Haylaz düşler biriktirdiğimiz bir ömrün sarı ovalarında seni bekliyorum
Acının sarnıcından doyumsuz sular fışkırıyor, dudaklarımda kuru elveda
Bir gülün tohumu daha bırakıyorum toprağa, gönlümde acılar göveriyor
Küflü yalnızlıklar dolaşıyor damarlarımda, göğsümde yoksul bir aşk üşüyor
İç içe girip kendi içimizdeki içlenişlerin dar geçitli vuslatlarından öz toplarız, kulaklarımızdaki yaşam ezgileri çınlarken. Gülücüklere özlemli yüreklerimizin öksüz kıyılarında mor düşünüşlerle demleniriz, göğsümüzdeki asil yamalıklar içten içe koparken. Çığlıklar yangın çıkarır ve her dalga o çığlığın içindeki nar-ı aşk yudumlara bölünerek içilir. Göz bilmese de, öz sarmasa da ruh tanır coşkusunu, ılık ılık bir rüzgâr geçişiyle çok uzaklara mutluluğun selamını götüren sevda selleri gibidir.
Bir rüzgârdı ansızın yakalandığımız
Farzet ki; bir öyküde bulduk birbirimizi
Depremler uğradı ve altında kalakaldık
Bu sevdayı biz ölümüne severek yaşadık
Koluma girince aşk, kucaklarım yaşamı. Ben hasreti kokusundan anlar, mavi dalgaların eteğine tutunurum. Bazen şiirlere sarılır, kıyısı olmayan denizlerde yürürüm. Güneşin göğe sarıldığı, öpüşmeyi beklediği anlarda ırmağın denize taşıdığı millere resmini çizerim.
Sarı eteklerinde kırık bir düşün deseni asılıydı
Kurşun kertiği hicranın ellerinde yüzümüz yar/dı
Ömrü kısa kuşların kanatlarındaydı belki mutluluk
Her kanat çırpışımızda aşka, sol yanımız inceden sızlardı.
Yılışık bir yangın artığıydı gülümseyişim
Biçimsiz cümlelerin uyaksız rüzgarıydı an
Paslı kilitleri bile açardı seven dudakların
Çarkına kum doldurduğum saatti vakitler
Hoyrat sevişmelerimizle yolardık özlemleri




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.