Avuç içlerimizden kayıp giden günlerin mevsim geçişleri var usumuzda, ömür üç günlük misafir
Taşın değişmez yazgısıdır toz, toprakla sıvar sırtını ve özlemle ovar ruhunun ovalarındaki safiri
Kırık gücenmişlikler büyür her gün gönlümüzde, yapayalnız kaldığımızda çağırırız yüreğe ahiri
Çığlıklar ekeriz bu yüzden düşlerin sarı ovalarına, sonsuza dek yaşamak için aşkın kıyametini
Çoğul bekleyişlerin aşk yansımalı odasında yanık tenli çocuklara giysiler dikerdik birlikte, adını bilmediğimiz mevsimlerce. Uzakta kıyametler kopardı, sen gerçeğine seviler doldururken ben boş kadehlerden umudu içerdim göğsümdeki delirmiş gelgitlerle. Nazar boncuklarına gül demetleri asardı an, yolcusuz vagonlardan sevdalar bize el sallar iken. Hislerimiz ava çıkan aç kurtlar gibiydi, karlar altında kardelenler bizim sevilerimizi beklerdi. Güneş sırtını dönerdi sonra bize, alışkanlıklarımızın kırık dallarında en çok eylül üşürdü.
Fırçasız soyunuşların okşanmamış düş aralığında
Yas/ak kıymıklar yüzüyor yüreğimin sularında
C/an çizikleriyle örtüyorum bastırılamayan hüznümü
Provasız ağlayışlara sökülüyorum aşkın odalarında
Çarpınca rüzgârın yelesi mağrur tenime
Çoğumuz bir zamanların siyah beyaz ekranlarına geçmişimizi gömmüşüzdür.
Çoğumuz bir tadım hayalin peşinden giderek, kimi saf bir çocuk gibi hayata serpilir iken, kimi de olgun bir kişilikle çocuk yönümüzü o siyah beyaz cam ekranlarda görmüşüzdür.
Çizgi filmlerde kahramanlaştığımız, parodilerde yaşamı anlamlandığımız, dizilerde duygusal yolculuklara ışınlandığımız, filmleriyle emsalsiz bir yolculuğa uğurlandığımız o siyah beyaz dünyadan ne çabuk ayrılıp, yalan bir gerçeğe ışınlanmışız bilmiyorum.
Hayatımızın en güzel baharıydı o mevsimler. Bir evin içine misafir olarak dalıp 4-5 saatlik konukluğumuzda ev sahibi sıfatı elde ettiğimiz zoraki birliktelikler, aynı ekran karşısında geçirdiğimiz o doyumsuz birliktelikler, yayın bitince mecburi gidişlerle biçimlenen gerçekler.
Ne çok mutluymuşuz o günlerde oysa. Ne çok insan olarak yaşıyormuşuz ayırımına varamadan gelip geçirmişiz o günleri ve ne çabuk çevirmişiz o muhteşem yaşanası sayfaları.
Şimdilerde ‘dönek’ bir devrin içerisindeyiz tamamen. Nur içinde yatsın neredeyse her Türk insanının her bir filmini 10’dan fazla izlediği Kemal Sunal filmleri ile geçiyor günler. Farklı kanallarda birbiri peşi sıra yayınlanan ve hala her karesine izleyici çağıran bu filmlerle serpildi Türk halkı ve bu izlence gerçeğiyle mayalandı yıllar yılı.
yavan ve eksik bir sevişmenin
küflü dilinden sızmakta acı
su tene çarpıp dağılır ya hani
suskun derinliğimizde kanar yara
rüzgar aşk içer terli odalarda
sarhoş bir naraya sarılıp ağlar kadın
Ek yeri olmayan bir mutluluk elbisesi bedenimizdeki
Neresinden tutarsan tut yırtılmayan, yıpranmayan
Neresinden dikersen dik renkleri hiç solmayan
Yorgun, haylaz, uçarı ve çocuksu fayları kırılmayan
Ve dünlerine sevdalı bir adamın ufkuna yaslanarak
Ağlayabilirsen ağla şimdi, omuzunu ıslatmadan
Üşümüş yüreğimi terk ediyor kış
İçimin bozkırlarında erkenci cemreler
Çağla çiçekleri açmış kıyıda köşede
Gönlümün yorgun surlarında anılar
Atlas bakışlı mevsimler hazin döngüde
Yangın müptelası gönlümün kıraçlarına düş, yeşillensin ovalarım
Umutlar sürgüne dursun katran gecelerde, iyileşsin ah yaralarım
Uykusuz gözlerime perde çek ellerinle, sona ersin artık ağlayışlarım
Tutkuları sağalım seninle birlikte, mevsimleri değiştirsin okşayışların
Hüzünlerin sıvası dökülmüş odalarında dilimizde eski bir şarkıdır yalnızlık. Nice bayramlarda içine boğulduğumuz, nice halaylarla seyrine durduğumuz o görkemli düş aynasında ararız suretimizi. Kimi hüzünle, kimi sevinçle, kimi de umutla.
Yanık terimin kayıp sularında kızıl bakışların
İçimde an kesiği
Dudakta özlem
Tenimde deprem
Dalgayla sevişiyor rüzgâr
Kıpır kıpır yüreğinde yanılgılar
Yangına el veren alevin
Tozla sevişen gölgemizin
Sıkılgan aslımızı süzen güneşin
Renkleri sokulur bazen yalnızlığımıza
Hafakanlarla basılan düşlerimizin
Sektikçe sevinçlere keklikçe
Gülümseyiş ışık olur yüzlerinde
Derin bir yolculuk gibidir çocukluk
Islık/ça s/aklanır mutluluk derinlerinde
Saf bir masumiyettir ah çocukluk!




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.