Alabora yolculuklar tıkıp bir valize
Eksik gülüşlerle uzanmak maviliklere
O kadar yalanın içerisinden sıyrılıp
Dosdoğru bir yaşama yürümek vaktidir
Unutup kendi içinde parçalanmışlığımızı
İçsel bir fırtınaya kapılıp gitme saatidir
Düşük yapmış ihtimalleri kucaklıyor saatler
Kırmızı ışıkları içiyor karanlıkta yosmalar
Aykırı menzilde taş plakta aşka dair şarkılar
Beyaz köpüklerle öpüşüyor gönlümde balıklar
Dizlerimde karıncalar yuva yapmış nicedir
Işığın dudağında serkeş bir ayazım bu gece
Yalpalı yollara sis iniyor yüksek dağlardan
Karanlığın avuçlarında sızlıyor ah düşlerim
Kucağımda kırık bir saz, mızrabım kayıp
Çamurla sıvanıyor yalnız duvarlar
Sadakatin kör kuyusunda kırık kalem
Sabıkalı düşleri götürüyor gardiyanlar
Gözlerimde siyah bir gölgeydi gidişin
Nutkumun mor dağlarında kanıyor yürek
Hurma kokulu geceleri taşır eskimiş kervanlar
Islak kaldırımlara özlemin yansımaları tutunur
Soğuk gecelerin tırnaklarını okşarsın uzaklarda
Yorgun bedenin dağınık iltica düşlerimi toparlar
Sevdanın uzak hanlarında baharları bekler insanlar
Yüzüne birikince gecenin loş ışıkları
Yosunlarla dans ederdi maskara anlar
Ben senden habersiz tutardım ellerini
Gecenin sorgularını yanıtlardık birlikte
Ruhunun ara taksimine sokulurdu kelimeler
Utançsız devirlerin kulelerinde sevdana sokulurdum
Ruhumu atmak vaktidir şimdi dışarılara
Kocaman bir savak oldum ben günlerdir
Delirmiş sular kendi derinliğini yutar iken
Ben kendi iç sızılarımın kıldan sıratında
Gökyüzümü kayıp topraklarda arıyorum
Aşka vurulur iken kuş
Ayrıldı an saatin elinden
Nedensiz suskular doğuruyordu kadın
Ağlamak geçiyordu düşünden
O dingin söz arasında bakışların, eksilen günü biçerdi hayat eksenimize, dışarıda yağmur serpintisi, havada ayaz.
Sırlar dökülürdü dudaklarından, satır arasındaki kelimeler bir martının çığlıklarına karışır, sözlere dönüşürdü haz.
Tadımlık mutlulukların yanık sularında bakışlarım resmini örselerdi, dudaklarımızdan dökülürdü harelenmiş bir yaz.
Kısacık anların sevinç molalarıyla devrilirdik düşlerimizin gölgeliğine, avuç içlerimizde kanardı aşk denilen hicaz...
Dingin suları okşadıkça gecenin eli, kıyılır taşın yüreği. Yarayı sabır iyileştirir, sargıyı öper usulca yârin sesi. Devrilmiş günlerin kayıplarını biriktirir bir adam uzak kentlerde, düşürmez elinden kalemi. Sevda kırık bir saz gömleği, düşler tarlasında yeşeren aşk çiçeği. Dünlerin kalıplarını kırıp attım denizlere, mutluluk yosun gözlerinin yanık yolcu şerbeti.
Bilinmez düşünüşlerin alnındaki renktir ömür
Yüzümün coğrafyasında çığlığını yitiren günler
Rotasız yolculukların gök bakışlı çadırlarında
Buğulu aynalara geçmeyen sözümüzdür aşk
Yorgun dizlerimizi toprağa verince gelir huzur




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.