Korku,
Korku düşünce yüreğe,
Adam, adamlıktan çıkıyor.
Öyle boş laf ki "fikir hürriyeti" falan.
Demişler ya "yalan dünya'ya " yalan.
Ölmek bi bok değil aslında,
korkaklar, korktuklarını öylesine deşifre ederler ki, korkmadıklarını göstermelik olarak gösterme uğruna akla hayale gelmeyecek madrabazlıklar yaparlar.
bunun tipik örneği orta çağda yapılan şatolar dır. bu şatoları yapanlar can korkusundan kendilerini daha emniyette hissetme adına bu tür yapılar yapılırken bu yapılan yapının maliyeti hiç bir önem arz etmez. çünkü bu yapıyı yaptıran azgın kendinden başka hiç bir şeyi düşünmez. şimdi bu zaviyeden bakınca o devrin koşullarını koşullarını göz ardı ettiğimiz söylenilebilir. ancak o devrin dünyası tamamen talan ve alttaki tabakayı ezme uğruna kurulu olduğundan, bu şatolarda oturanların korkaklıklarını söylemekte her hangi bir sakınca görmüyorum.
burada korkaklığın tarifini yapmadan geçmemiz mümkün değildir. korkaklık, kendi emek ve iş gücüne güvenmeden yaşamını yaşam ilkesi olarak belirleyen alçaklıktır diye biliriz.
bu gün de, bazı erkler kalacak yer bulamadıklarından dağ yamaçlarını acımasızca yarıp kendilerine korunaklı sığınaklar yapmaktalar.
ne var ki, geçmişte şatolarda yaşayan derebeylerini nasıl ki şatoları da koruyamadı ise bu gün inşa edilen güya korunaklı korunaklarda bu düzen temsilcilerini koruyamıyacaktır.
kandillide yapılan korunak için yazılan bir kaç satır
korkaklar, korktuklarını öylesine deşifre ederler ki, korkmadıklarını göstermelik olarak gösterme uğruna akla hayale gelmeyecek madrabazlıklar yaparlar.
bunun tipik örneği orta çağda yapılan şatolar dır. bu şatoları yapanlar can korkusundan kendilerini daha emniyette hissetme adına bu tür yapıları yaparken bu yapılan yapının maliyeti hiç bir önem arz etmez. çünkü bu yapıyı yaptıran azgın kendinden başka hiç bir şeyi düşünmez. şimdi bu zaviyeden bakınca o devrin koşullarını göz ardı ettiğimiz söylenilebilir. ancak o devrin dünyası tamamen talan ve alttaki tabakayı ezme uğruna kurulu olduğundan, bu şatolarda oturanların korkaklıklarını söylemekte her hangi bir sakınca görmüyorum.
Korkaklar var korkulardan korkuyor ,
Doğru diye yalanları söylüyor ,
Milleti aldatıp kaçıp gidiyor,
Adamıdır bunlar söyleyin gayri.
Kül bile kalmadı koca mangalda,
Adam konuşuyor. Bilerek mi bilmiyerek mi. konuşuyor. Bunlar aslında hiç önemli değil. Konuşulanların içeriğine bakınca her tümce savaş sebebi sayılacak olan sonuçlar doğuracağını bile bile bu adam niye böyle konuşuyor diye düşündüğümüzde "o, bizim gizli dostumuz " diyenler gerçeği aslında ifşa etmiş oluyor. Ancak ülke gelecekte bu yarayı nasıl saracak? İsraile 20 milyon dolara memleketi satan bu hainler atar tutar yaparak günü kurtarıyor. Gelecek bu kadar soysuz insanlar yetiştirir mi? Yetiştirir. Buna şüphe yok. Ancak gelecekte de bu tip sosuzlar iktidar olur ise koyları bile satılan ülke, ülke olarak kalır mı? Bilinmez.
"Kaval elin, yel Allah'ın, üfle üfle " dedi;
Başbakan.
Sen neyin başbakanısın?
"Vermeye hazırmısınız" dedi. başbakan.
"Evet" dedi kızlar, kadınlar .
Başbakan da almaya hazır belli.
kaybolmak veya kaybetmek. bizler zaman içinde kaybolduk mu? yoksa zaman bizleri zaman içinde kayıp mı etti.
şu an oturduğumuz yerden otuz yıl önce denize giriyorduk. o zamanlar buraların denizi ne kadar güzeldi.
Dragos sahillerinden Büyükada'ya karşı Marmara denizinde yüzmek. deniz tertemiz, sahiller ip ince kumlarla kaplı.
şimdi bu masa başında sandalyede oturup, yine Büyükada'ya karşı bu satırları yazmak bir kazanım mı, yok, yoksa bu sahilleri böyle acımasız bir şekilde doldurarak denizi ötelemek bir kayıp mı?
bizler doğamız gereği hemen hemen her şeyi paraya tahvil ederken, bu kaç para, bu kaç dolar eder diye kurduğumuz denklem içinde, bu mekanlarda çay veya çorba içmenin mutluluğunu tadarken, bir zamanlar bu kıyılara yumurtalarını bırakarak çoğalan balıkların ızdıraplarını elbette duymuyoruz.
işin tuhafı insanoğlu hemen her şeye benim diyor.
KAYBOLUYORSUN
mısralarım
dan
öyle mutluyum ki
şu an
yaşanmadan
Kaypaklık üzerine
Bir kaç not
Devrimler başlangıçta toplumları birden bire çok yukarı sıçratır. Bu sıçrayış öyle heycanlı olur ki,
bu durumda tüm bireylerde heyecanlı
bir uyanış başlar. Bu uyanış büyük bir dalga gibi her yana dağılır.
Dolaşıyorum yolları
Sensiz
Düşünmeden
Ereksiz…
Sokak köpeği gibi…
Bilmem ne denir buna?




-
Cihat Barış
-
Muzaffer Akın
-
İbrahim Tetik
Tüm Yorumlarkutlarım hayatın acı acayip yönleri çok duyarlı kaleme sağlık. rabbim rezillikten ırak eylesin P:PEHLİVAN
kutlarım güzel anlamlı bir şiir okudum tam puan ben PERİHAN PEHLİVAN her yorumda başka ad çıkıyor az önce başka şiirlere yorum yaptım sizin isminiz çıktı şimdi size yorum yapıyorum bu seferde başkasının ismini görüyorum on günü aşkın antoloji bu işi düzeltemedi.
anlamlı olmuş. sevgive ayrılık güzel vurgulanmış. kaleme sağlık.Perihan Pehlivan.