Bir zarfın içine sakladım seni,
gönderemedim.
Ne posta pulu yapıştı sana,
ne de bir adres yakıştı kalbime.
Zaman mühürsüzdü.
Sustum, Ve Sen Gittin”
En son ne zaman konuştuk, hatırlamıyorum.
Belki bir kapı sesiyle ayrıldık,
belki bir bakışla.
Ama eminim,
Ben burada,
bir kar tanesini ateşe sararak büyüttüm,
taşlara kalp attım,
güneşi avuçlarımda söndürdüm.
Bir çiçeği uzaya saldım,
Gölgede Kalan Düğün”
Bir gün düğünler kurulacaktı,
halaylar çekilecekti,
davullar göğsümüzde çarpan kalpler gibi vuracaktı.
Beyaz duvağın, sabah güneşinin alnına düşecekti,
Gölge Postanesi
Sokağın başında eski bir posta kutusu var
rengi solmuş, ağzı küçük, içi koca bir gece.
Kim bilir kaç mektup yutmuş
kaç “iyiyim” diye başlayan,
Gecenin Aynasında
Gecenin aynasında
yüzüm değil, bir gölge duruyor;
adı sende kalan bir sızıdan ibaret.
Kuru ve sabit gözlerinin ardında
kimsenin bilmediği bir kavga var,
kimse duymuyor
kirpiklerinin gölgesine sığınmış çığlıklarını.
Dışarıdan bakan,
Bakışın Altındaki Kıyamet”
Bakan, bakıp geçer;
ama gören için,
kalbinin tam sinesinde kopan sessiz bir kıyamettir o.
Çünkü bazı bakışlar,
Güvenin İki Ucu
Birine sonuna dek güvenmek
sırtını bir ağaca dayamak gibidir
omurlar tek tek gevşer
nefes, göğsünde geniş ve derin bir göl olur
Elimden düşmüş bir günün kenarında duruyorum
içimden eski bir tren geçiyor, kimse inip binmiyor.
Yüreğin kapısı açık, içeride hep aynı rüzgâr:
Güvenmek bir bardak suydu bir vakit;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!