Bir zamanlar içinde bir ova vardı —
serap gibi geniş,
ama suya hasret.
Yalnızlığın kerpiçten duvarları arasında
kurak bir ülke kurmuştu kendine.
Ne rüzgarı vardı ne yağmuru.
Bir zarfın içine sakladım seni,
gönderemedim.
Ne posta pulu yapıştı sana,
ne de bir adres yakıştı kalbime.
Zaman mühürsüzdü.
Babam hep odun getirirdi,
sırtında dağların suskunluğunu taşırdı.
Her odun parçası,
bir kış gecesini aydınlatacak bir umut gibiydi.
Omuzlarından düşen ter damlaları,
sobanın yanışına karışır,
Biz hep kalan olduk;
nerede kalacağımızı bildik,
gidenleri sessizce uğurladık.
Eşiklerde büyüdü sabrımız,
kapı kollarında kaldı ısımız;
Kelimelerin anlamı yok,
Hayat boş bir defter gibi.
Her gün bir sayfa çeviriyorsun,
Ama boş,
Bomboş sayfalar kovalıyor birbirini ardı sıra.
Sen doldurmaya korkuyorsun,
Bir Boşvermişlik Hâli
Bir boşvermişlik içindeyim,
Ne kalbimi savunuyorum artık
Ne de aklımı yargıya çekiyorum.
Dünya kendi ekseninde dönsün dursun,
Buğday sarısı saçların,
Buğday kokardı ellerin,
Buğday rengiydi tenin…
Ve ben,
sana her baktığımda
bir hasat mevsimi başlardı içimde.
Bu Gece En Sessiz Cümleleri Yazabilirim
Bu gece en sessiz cümleleri yazabilirim.
Masanın üstünde soğuyan çay gibi durur sözler.
Perde kımıldamaz; şehir, ışıklarını ağır ağır toplar.
Ben, kalemimin ucunda titreyen o küçük sızıya bakarım.
Bugün Benim Doğum Günüm
Bugün benim doğum günüm;
takvim duvardan bana bakıyor,
saatin kolu usulca sırtımı sıvazlıyor.
Hüznü de yaşadım, sevincini de;
Bu Şehirde Hiç Kimse Benim Gibi Gitmedi
Bu şehirde
çok ayrılık yaşandı,
çok bavul toplandı,
çok kapı sessizce kapandı arkasından insanların…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!