Aşkı Pamuklara Sardım
Aşkı pamuklara sardım,
çünkü tenimi yakıyordu.
Aşk nedir desem,
Sadece dış görünüşe dayanmaz derim,
Aşk, Gözünde Kırılmak Kadar Sessiz”
Aşk nedir, dediler…
Bakarken kıyamamak mı,
bakarken bile doyamamak mı?
Kahve:
“Benim kokumla insanlar uyanır,
seninle olsa olsa uyku gelir.
Hadi söyle, hangi sabah seninle başlar?
Beni içmeden işe giden,
kapıdan çıkarken bile rüyasında kalır.”
Avlunun en sessiz köşesinde,
turuncu bir lamba yanardı yaprakların içinde.
Oraya başımı yaslayınca,
dünyanın gürültüsü çekilir,
kabuk soyulur, koku kalırdı geriye.
Aynı Rüyada Uyanmayanlar”
Gecikmiş bir fısıltının aralığından
adını bilmediğim bir harf gibi döküldün dilimden.
İçime sığmayan bir yankıydın
kendi sesimden korktuğum her gece
Ayrılık Gibi Ölüm
Yanındayken,
zamanın sonsuz olduğuna inanmıştım.
Gülüşlerin
bir ömür yetecek sanmıştım kalbime…
Ayşe ile Mehmet – Bir Mahalle Sevdasıydı
Bizim mahallede Mehmet vardı,
eli yüzü düzgün, sözü yerinde,
gözü kimseye kaymazdı,
yolu da belliydi, yüreği de.
Babamın Cüzdanındaki Fotoğraf”
Babasının cenazesinde, hiçbir şey hissedemedi Elvan.
Ağlamadı.
Titremedi.
İçine çöken duygu, ne yas ne de hüzündü.
Babam, evin gölgesini omzunda taşıyan usta
çivilenmiş suskunluğu var;
her sabah kapıya astığı ceketin cebinde
bakkal defterinden kopmuş günler,
ekmeğin buharına sinmiş alın teri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!