Düşünürüm bazen, neden böyle oldu,
İnsanlar birbirinden, neden vazgeçiyor,
Arkadaşlıklar soluyor, sevgi kayboluyor,
Hayat kısa, ve değerli,
Topkapı’nın sabahında, camekân bir göl gibi durur kalabalık;
sen ise akşamı avucunda tutan küçük bir ada.
Taş döşemelerde çoğalır adımlar, çoğalır diller,
ama sessizlik yalnız senin lehçeni konuşur.
Bakışın:
Eylül,
beni usulca bir eşiğe getirir.
Bahçede nar kabukları ince bir sır gibi açılır,
çatlağından sızan ışık, içimdeki eski bir odaya düşer.
Orada, duvarda asılı kalan gölgemin yanında
adını söylemeden anılan bir yorgunluk durur.
Ey sevgili, adını anmadan nereye sığınırsın;
yolum eşiğinde biter, suskunluğunda başlarsın.
Gecenin dudaklarında bekleyen suyum ben, sen içersin;
serinliğimle uzun bir susuzluğu unutursun, kalırsın.
De ki yurdumu unuttum, kalbinde yurt sanırsın;
Ey Sonbahar, Sen Ona Yazdığım Bir Mektupsun”
Ey sonbahar…
Sen ona yazdığım bir mektupsun.
Sarı bir zarfın içinde,
Gönderilmemiş,
Filistin
Batinin baris sembolu
Zeytin dallari
Filistinin
kumlu topraklarinda
Sahitlik ediyor
Gazze’de Bir Fısıltı Kadar
Bir ezan kırpığı asılı kaldı göğe,
dumanın içinden ince bir ip sarktı
anneler o ipe tutundu
adlarını düşürdüler geceye
Gazze İçin: İmanın Ağırlığı
Kanın kokusu
sokak aralarına sinmiş bir gece.
Kapı pervazlarında is,
duvar diplerinde suskun bir ninni.
Gazze İçin Dua
Ey Rahmân, ey Rahîm,
şehrin üstüne çöken dumanları rüzgârınla dağıt.
Korkuyu ekmeğe karıştıran evlere huzur indir,
çocukların uykusunu sirenle bölmesinler.
Gece, İsmimi Unutmuşken
Saat on iki duvarlarda çınlıyor ölgün bir nefes,
Hayallerim oldu evet, hemde çok oldu ama neyim eksikse o, yine hep o,
Kalbimde küçük bir çatlak köşede susuyor heves
Bir işaret bekliyor gibiyim gelmiyor… gelmiyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!