Babam, evin gölgesini omzunda taşıyan usta
çivilenmiş suskunluğu var;
her sabah kapıya astığı ceketin cebinde
bakkal defterinden kopmuş günler,
ekmeğin buharına sinmiş alın teri.
Küfesi vardı babamın sırtında.
Sabah olmadan uyanırdı,
hiç alarm çalmazdı evde,
Onsuz Güneşli Bir Sabaha Uyanmak
Uğurlanamayan – Samira’nın Şiiri
onun gidişinden sonra
bavullar açıldı,
Bavulunu Açtım Arkandan
Uğurlanamayan – Samira’nın Şiiri
bavulunu açtım arkandan.
gidişine dair hiçbir şey söylememiştin,
Bavulunda Olmayan Mektup
Uğurlanamayan – Samira’nın Şiiri
senin yerine ben yazdım bu mektubu.
çünkü senin ellerin suskunluğu seçti,
Sensizliği Katlayıp, Bavuluna Koymak İsterdim
Uğurlanamayan – Samira’nın Şiiri
gitmedin sadece,
bıraktın.
Bıraktığın Sensizlik, Uçurumun Kendi Şeklinde
bavulun hâlâ kapının kenarında.
boş değil, ama eksik.
içinde birkaç kıyafet,
biraz suskunluk, biraz telaş,
bazen hiçbir şey yapmak gelmez insanın içinden,
dilin susar önce, sonra odadaki eşyalar;
perde kıpırdamaz, saat dönüyor gibi yapar
ama dönmez, içinden çekilmiş bir akım gibi.
gözlerinin içinde pas tutar manzara,
Bir dağın yamacında duruyordu.
Gövdesi sertti, ama içi ezikti—
çünkü bazı dağlar sadece taşla değil,
suskunlukla da yükselir.
Ayakkabılarının tabanında
Bedelini Ödeyenlerin İmtihanı
Bir çınar gibi köklerimden söktüm kendimi,
gölge olsun diye, senden önce toprağa bıraktım.
Sonra öğrendim ki, gölgeye muhtaç olan bendim,
sen ise yalnızca serinliğin adını ezberlemişsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!