Sormadan söylemek hamlık şiarı
Sordular; cevabım kayda geçilsin
Edirne’den Kars’a bütün diyarı
Sardılar; cevabım kayda geçilsin
En ücra bir köyde uzak mezrada
Dün gece maziyi en başa sarıp
Kendimi kendimle sorguya çektim
Yorgun kollarımla ak saçı karıp
İç çekip ağlarken kendimden geçtim
Çok şeyler geçirdim bir an aklımdan
Kime ait bir hayat yaşadığım...
Bazen bir yabancının gülüşünde buluyorum kendimi,
bazen de hiç tanımadığım bir acının içinde
evim gibi ısınıyorum.
İçimde bana benzeyen kaç kişi var bilmiyorum,
Bir avuç toprakla bir mermer taşa
Dün yine sarılıp kokundan öptüm.
Maziyi anarken ilk günden başa
Dün yine sarılıp kokundan öptüm
Boy vermiş diktiğim çiçekler sende
Şairi de şiiri de harcayan mahallenin,
kâmil rolü yapan cahil ahalisinin;
"kıpraşık sokağı" köşe başında,
ülküsüz ve ilkesiz kahkahalar arasında
kırık bir sokak lambası kadar yalnızım.
Vara yoğa boş kelâm cahillere münhasır,
Ferdin merdi dertlinin derdi ile dertlenir.
Söz bilmez gevezeye susmak bile bir asır,
Nice söz var söylenir, öz gönülde beslenir.
Nefsine hâkim olan yanmaz ateşle közle,
Çok da senden; az, noksan da
Verdiğine layık eyle
Bugün de bir, yaş doksan da
Yazdığına layık eyle
İkra ile buyurduğun
Keyf-e keder nefes almak
Her suâle adres olmak
Tamam derken birden solmak
Dünya rûya meselesi
On dinleyip beş konuşmak
Ne bet kaldı ne bereket
Yalan sardı dört bir yanı
Kan ağlıyor kan memleket
Talan sardı dört bir yanı
Maskeleri ayan beyan
Yalan ile yoğrulmaktan
Nana muhtaç kaldık, nana
Sağa sola savrulmaktan
Yöne muhtaç kaldık, yöne
Birden oldu her şey birden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!