Ne çok şey yaşanmış seneler önce
Yaş kırkbeş olunca anlıyor insan
Duyduğu her sözü inceden ince
Yaş kırkbeş olunca eliyor insan...
Yakını camların ardına alıp
Üst mahalle alt sokakta
Fuhuş zina kol geziyor
O kavşakta şu sapakta
Hırsız arsız yol kesiyor
Ulu orta kucak kucak
Mâbed benim, davet benim.
Ezan benim, semâh benim.
Ayırmaya güç yeter mi?
Alevi ben, Sünni benim...
Bağlama ben, ezgi benim.
''Çok Şükür Geberdi''
Öyle dağıttı ki bin bir yeminle
Virane tabiri yavan be gardaş
Derlenip toplanmaz hiçbir zeminle
Onları ferahlatan
onlarca onursuz şeyin,
içimdeki çocuğu
olur olmaz anlarda
daraltıp bunalttığı
Bir damladan ibaret cenin iken rahminde
Sabır ile saklayıp kan suyunla besledin
Kimi erkek kimi kız yarışırken tahminde
Tam dokuz ay bekleyip can suyunla besledin
Ingam ile irkildin göz yummadın bir gece
Kör şeytana bağlı içi
Keyf sürüyor hiçi piçi
Oynar durur başı kıçı
Bahsi bile ar geliyor
Ayak bastı köyümüze
"El eli, el yüzü" b/öyle bilirdik
Kan kanın ar-ına pusuda artık
Bir nefes dar olsa koşar gelirdik
Can canın derdine asude artık
Heybede nakıştık kilimde desen
Art arda geliyor başladığında
"Çorabın söküğü" sözü misâli
Tek cümle yetiyor ulaştığında
"Kurşuna gerek yok" sözü misâli
At ile it izi düştü yarışa
Ben; benliğimden mahrum o densiz nefeslerin,
Bin pişman el açtığı duanın öznesiyim
Ben; benliğimle mahkûm o altın kafeslerin
Gül kokular saçtığı bir şarkı tümcesiyim.
**Varlığımla kor olan yokluğumla kül benim,
**Her nefesçe bilinen lisan benim dil benim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!