“Aslen nerelisiniz?” diye sordu bir gün biri...
Yutkundum.
Ne desem eksik,
ne desem fazla.
Çünkü ben, gözlerinin kıyısında doğmuşum.
"Elhamdülillah ölüm var!"
Şu elli bir geçsin altmışa doğru,
Bak, kıble dönerim derdi bizimki.
Emekli olunca gençliğe çağrı,
İnim inim inleyecek,
Bak şuraya yazıyorum.
En yakını bilmeyecek,
Bak şuraya yazıyorum.
Çaresiz baş eğmiş gözü yaşlıya
Alenen bilinen suça suçluya
Elinde Kur’an’la gezen haçlıya
Gülen-e değil de bana çatıyor
Pul için kul olan cahille birlik
Eksik bir masada soğumuş çorba,
bayramlık bekleyen boş bir sandalye
ve kimsesiz bir "iyi geceler" fısıltısıdır
bekleyiş.
Duvara asılı bir fotoğrafın sararması değil,
Çevir yoldan sor birine
Yok diyorsa ben burdayım
Eş dost düşman birbirine
Tok diyorsa ben burdayım
Hâl hatır et söze başla
Aynı acıların
ayrı ayrı sınavlarından geçmişiz.
Kimi teessüf tebessümleri ile diz çökmüş,
kimi avaz avaz susmuş.
Aynı göğe bakmışız da
Beşer Beşir benlik için
Girilmedik yol koymadı
Hazır nazır cinlik için
Kırılmadık kol koymadı
Kızı Berrak, oğlu Burak
Doğrunun dövülüp sürüleceği
Ne köy var ne ocak ne bucak beyim
Ölünün sarılıp karılacağı
Ne bez var ne yaprak ne toprak beyim.
Söz bitti, nişan yok zina revaçta
Tohumun toprakla toprağın suyla
İç içe oluşu kâfi bilene
Kâinat nurunun emsalsiz huyla
Kalplere doluşu kâfi bilene
Beşersin gaflete düştün diyelim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!