Eskilerin iki ucu
Bok dediği şiar gardaş
Ya o’cusun ya da bu’cu
Yoksa olmaz piar gardaş
Okumamış zümre gerek
Yetmeler ataya dedeye sayıp
Yabana methiye övgü diziyor
Ne örf var ne adet ahlaksa k/ayıp
Erkeği kadını üryan geziyor
Birlikte kazanıp yemek yok artık
"Elhamdülillah Ölüm Var!"
Hatıra gönüle gelince konu
"Unuttum ne zaman" diyenler gırla
Bir kap aşa on kaşığı
Daldıranlar göç eyledi.
Hatır ile her eşiği
Yoklayanlar göç eyledi.
Sevgi saygı hatır bilen
Gönül koydum yıldızların suskunluğuna,
Neden bakıp da görmezler yeryüzünü?
Bir çocuk, ayazda büyürken mesela,
Kimin vicdanı titrer evrende?
Gönül koydum zamana,
Senden bir tane daha olmadığını anladığında,
Seni sen yapan o içindeki senden zerre eser kalmayacak.
Kalmayacak ve o gün göreceksin teninin cılız bir çizgiye esir düştüğünü.!
Duaya kalacak yalnızca işin.!
Altıyla üstünü ezecek on altı dişin.!
Vaaz verip tam tersini
Yapa yapa götürüyor
Ezber etmiş "ham" dersini
Çala çala götürüyor
Gâh minare gâh minberde
Solmaya yüz tutmuş gönül bahçeme
Bir bahar yağmuru oldu gözlerin
Gündüz sus gece pus yürek lehçeme
Emsalsiz bir lisan oldu gözlerin..
Yok saydım maziyi unuttum gitti
Soluma yer etmiş olan sızının, sırtıma riyâ riyâ sıvazlaması ile büyütüldü çocukluğum..
Nennim de, nenem de hatırımda değil!
Hatıralarımı yoklayan rüzgâr,
Ne çocuk kahkahası getirdi kulağıma
Ne de şefkatle dokunan bir elin sıcaklığını.
Dört adet dörtlükle beyaz kağıda
İçimden geçeni arz ediyorum
Kim sebep olursa dilsiz ağıda
Kalemle kelâmla buğz ediyorum
Kilimde desenim heybede nakış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!