Devranla batan varsa bahtıyla yatan benim,
Bahtıyla yatan varsa devranlı vatan benim,
Sırdan haber alsan da hem sırla nişan veren,
Hem sırdaki perdeyle gözler kapatan benim.
Nurdan bir yön ki sende,neler var daha neler,
Lâkin seyretmek gerek,şeklin meydana dar mı?
Darlıktan başka nedir bu zindân bahâneler?
Kör desem kulak vardır,aklın bir harf kadar mı?
‘’Kendi bilmez ki nerde? boynunda farklı bir ip,
Sudur yaşamdan yol ummadan akan,
Sudur dolandıkça her mekâna kan,
Uzakta bir yerde hûrileşse de
Sudur o mehtâbı tâbeden mekan…
susmak,şiirin üst mevkîsidir ki
tecellî,yalnız,şâirini bekler
şâir öyle yüksek bir kişidir ki
konuşanlar,kimmiş,bilmeyecekler.
Ne vatanlar bırakıp ben,sana geldim ey nihan,
Yeni baştan kuracaksan sırat olsun her cihan,
Geçerim tek yolu göster,ne bu mahşer bekletir,
Ne de sevdâm bitecektir yıkılırken son mekan…
İntihar et ey vakit! bu devrin ismiyle bir.
Gelme hiç; ayinlerin sabahıdır sendeki.
Halkımız,ah! halkımız! bu denli cahil midir?
Taş mıdır,iman mıdır? bilinmiyor göğsündeki…
Zaman tâ uzakta; mahşer avlusu bir yerin,
Devâsâ yüküyledir; her parçası yıl tutar.
Geniştir ki,mâziden binlerce defâ derin,
Ve binlerce makberin,yarın ki hizâsı var…
* * *
İnsanlığın bağrındasın,kalbinde nûrun var,
Kirlenmeden terk etmeyen,merdân onûrun var,
Bir hânelik toprak değil dünyâ kadar yerde,
Var sandığın gerçek midir? halen şuûrun var.
(Müstefilün/Müstefilün/Müstefilün/Fa’lün)
Bu gördüğüm gâibse,gezdiğim yer de nesi?
Altımda bir cihan var ayyuksa kum tanesi…
* * *
Ayyuk: Göğün en yüksek yeri.
Tarihe gömsün diye,çok sevdiği toprağından,
Yer bakıyor halkına.Bilmem,kimin eşliğinde?
Bak! Neler ikram ediyor nefret dolu kursağından;
En sefil imzasını dünya keşmekeşliğinde.
Ey Elif,kalbimdeki ilham ve cesaretinle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!