Gölgeler düşer de gülşen'i sarar
Gönül kemendi bir dengini arar
Hasretin vurunca kalmıyor karar
Güller sustu yüreğimde sevdiğim.
Sevdayı yükledim dağlar almadı
Gülüşüne bağlı mevsimler senin
Goncalar ki sensiz açmıyor gülüm.
Kanadı kopmuş ki kelebeklerin
Yüreğimden artık uçmuyor gülüm.
Kurşun sıksalar da dönemem geri
Alın yazımda tüten bir sevdaydın
Bu gönül ki sana darıldı gülüm
Kırgınlığım parmaklarıma indi
Elimde ki kalem kırıldı gülüm.
Uzaktan vefanın adı kalmadı
Bir uzak iklimde, kayıp sevdalar
Bilmeyen ki masal sanıyor gülüm.
Kabuk tutmuş saklım da ki yaralar
Sen aklıma düşünce kanıyor gülüm.
Bu hazan mevsimi çıkar mı yaza?
Gözümde gülüşün solmuyor gülüm
Bir yağmur düşürdü beni çıkmaza
Mevsimler derdimi bilmiyor gülüm.
Adın ki düşünce kanımdan kana
Uzaktan da olsa, güneş misali
Gönlümü sıcacık sardı gülüşün
Kırmızı şerbetin süzülmüş hali
Dalında kesilen nar'dı gülüşün.
Gülüşün denizler misali derin
Ben, gülüşünde Kevser'i bulan adam
bakışlarında cennetin buğusunu bulan
aşkınla bir çıkmazda yorulan
ki yüreğinden yad ellerde vurulan...
Sen ise ara sıra laf sokmaya çalışan...
Bir türlü sevmedi bu toprak bizi
Mevsim hasta, bülbül hasta, gül üzgün
Hazan vurdu, kaldı ahım da izi
Kelam hasta, cümle hasta, dil üzgün.
Eser bad-ı saba, yanar çerağ'ı
Hangi taşa yasladım ki başımı?
Şimdi uzaklarda gül üzgün üzgün
Kadir-i Mevla’ya saldım işimi
Dualar askıda, kul üzgün üzgün.
Bir rüzgâr vurur da alır savurur
Şimdi seninle bir çeşme başında
iftar açmak vardı
neylersin dağların ardı kardı...
Allah ne verdiyse önümüze koyardım
gülüm yüzüne baktıkça doyardım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!