İnsan oğlu neyi ile bilinir?
Benliğine karşı er olan gelsin
Gözyaşıyla kalbin kiri silinir
Yüreğinde erdem, ar olan gelsin.
Hak için ömrünü yollara seren
Vahyin dilindendir bu asil çağrı
Beş vakit secdeye duranlardan ol
Kainatta akış mahşere doğru
Sende bu gerçeği görenlerden ol.
Bir imtihan ki bu dağlardan ağır
Erir zaman ıslak avuçlarımda
Düşer gözyaşıma akarda gider
Gizli yara açar bakışlarımda
Asit yağmuruyla yakarda gider.
Kimi gül bırakır kalan izinde
Rüzgar hep böyle ters yöne esince
seninse gözlerin benden yanaydı
esaret bir alevdi gülüşlerinde
çarpardı muştular umut duvarlarına
ben yüreğimde asılı denizler bıraktım
kor dudaklarının kıyılarına...
Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini
Öptü gözlerinden güneş mor dağların
Gönül özler uzaklardan o yârin sesini
Eski bir türküdür adı kayıp sevdaların
Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini.
Sabah sabah penceremi açtım da
Eski hüzün güne düşmüş sevdiğim
İçimde dürülüp kıvrılmış zaman
Bir parçası düne düşmüş sevdiğim.
Gönlümde demlenen o eşsiz maya
Eskimeyen gülü olmalı insanın
ıslanmalı yağmurlarıyla nisan'ın
yükledim yüreğime mor dağları
sevdaya doğru her göçüm de
ahıma düşer kaybettiklerim
eskimeyen bir gül kalır içimde...
Üşürdü saklım da bugün, ağlardı yarın
Sesleri kesildi mavi kuşların
Kuşları da vurdular gelmezler artık
İmbadı vuruldu saklı umutların.
EY GÖNÜL!
Kendini ne sandın, bu kuruntu ne!
Öyle bulunmaz cevahir misin sen?
Hükmün mü geçer karıncaya, cin’e?
Süleyman misali mahir misin sen?
Yok artık, kurtarmaz bizi bu hayat
Amelden, ilimden, irfandan başka
Masivayla geçer, kısa ömrümüz
Ne kaldı ki zarar ziyandan başka!
Emanet; emanet, işte bu yaram!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!