Bir mânâ yücelir göklerden derin
Aşkınla titreyen yel seni söyler
Bütün bu kemâlât senin eserin
Ebrar'ıyla açan gül seni söyler.
En dakik bir düzen, hikmetli akış
Şimdi bir mektup at aşk denen nehre,
Ulaşır meraklanma gönlümdeki şehre
Gözyaşını damlat içine, saçından bırak
Sensiz bir hayat canımdan ırak…
Ah, beni kader neden bağlıyor, neden bağlıyor.
O şehrin kaldırımlarında çocuğumuz ağlıyor.
Sensiz uyur gönlümde öksüz duygular
uzatsam elimi dokunur kızıl şafak
ne yağmur üşütür beni, ne rüzgar sarar
gönül, gül dudağında bir gülüş arar...
Gönül ülkende bir muhacirim yar
Kalan ömrüm geçse bir seninle yar
eski bir evimiz olsa da yeter
olmasa bal şerbet, sanki ne çıkar
bardağım bir suyla dolsa da yeter
Sevda seçtirirken akla karayı
Sen vurur alır götürürdün beni
kanamalı saatlere sürüklerdin
gökteki kızıllık yere inerdi
bir sen vurur alır götürürdün beni
zaman dururdu gözlerimde
kuşlar kanat çırpardı benim için
Topladım tebessümünü avuç avuç
İçimdeki ah, yele düştü sevdiğim
Gülüşünden kalan bir yudum cemre
Bir kırmızı güle düştü sevdiğim.
Serçe çığlığında bu gam bu keder
Nedir diye sorarsan saklı yara?
şu uçan kuşlara bakar anlarsın
dalar da gözlerin bir uzaklara
ardından bir ağıt yakar anlarsın.
Sevdadan bir şarkı düşer diline
Sendin yüreğimde ki saliha gül
dudağından zemzem damlayan
beni en çıkmazlarda anlayan
içimde sessiz sessiz kanayan...
Medine bahçesinde yeşeren sümbül
sendin yüreğimde ki saliha gül.
Özlemin tütüyor, gözümde bu nem
Küser mi yâr, bir gerçeği söylesem ?
Dudağın ucunda saklanan zemzem
Düşsün bardağıma bir seher vakti...
Kara sevda buharlaşır kanımda
Bir şehir düşer içimize, Kudüs diye!
Salyalı bakışları arasında düşmanın
Muhammed'in çıktığı yer ilk semasına
Kıyamam, onun en nadide hatırasına
Bu dava oyuncak değil, değil süs diye
Bir şehir düşer içimize Kudüs diye...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!