Zaman çöküyor içime aniden
Uzaktan bir ışık yaksan ne olur
Bir selam olsun sana bu faniden
Bir daha yollara baksan ne olur
Semada ışıldar merih yıldızı
Zaman geçer gözlerimden sarı yapraklar gibi
sen geçersin gözlerimden iplik iplik
bu sana yazdığım ne son şiir, nede ilk
hasretin kanyonlarına düştü yüreğim
delik deşik
Tek başımayım bende biliyorum
Ne zaman ki çıksam bir sana doğru
Yüce dağlar yol vermiyor sevdiğim
Seni unutmayı bir an denesem
Yüreğime el vermiyor sevdiğim.
Zaman ki dürülmüş içimde bekler
Zamansız çiçek açmıştım aşkın bağında
bir rüzgar esipte savurdu beni
leylanın saklandığı faran dağında
bir bakışı yakıp kavurdu beni.
Zaman sana küstü, sen zamana
gülüm tazeydi gülüşlerin, sustu ilk bahar
bir seher vakti depreşir içimde hicran yarası
hiç bir ateş yakmadı içimi bir zemheri kadar
Safi gülüşlerinden topladığım bir demet zambak
Zemzem bakışların, ok kirpiklerin
Gözlerin ki berrak nehirden derin
Yağmurdan yeni ayrılan gözlerin
Aklımı başımdan aldı ne çare!
Bir gül destesiyle adın koydular
Efkârım da salkım salkım biten yâr
içimde tüter karlı dağlar
Güller kurumuş dağarcığımda
yağmurlar bir başka ağlar
Efkârım da tüten bir şey...
Yüklense de üstüme dert ile hüzün
hayallerime düşer hep aydınlık yüzün
bir duru su misali o naif gözlerin
gönül tarlamın has çiçeği gülüşlerin.
Dudağında biten hangi çilek kırmızısı
Zaman ne tez geçti güze düştü dem
Mevsimler üşüdü, gözümde o nem
Dilimde titreyen, hep aynı sitem
Ömrümüz çıkar mı yaza sevdiğim?
Siyah beyazdır mazi, bu dilim lal
Turnaların kanatlarına yüklü dağlar
dağların doruklarında boran kar
Zincirlenmiş kelimelerden kan sızar
mahkum edilmiş ellere gül bırak
ben bu çöllerde acemi çırak .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!