Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini
Öptü gözlerinden güneş mor dağların
Gönül özler uzaklardan o yârin sesini
Eski bir türküdür adı kayıp sevdaların
Bad-ı saba açtı yine hüzün perdesini.
Sabah sabah penceremi açtım da
Eski hüzün güne düşmüş sevdiğim
İçimde dürülüp kıvrılmış zaman
Bir parçası düne düşmüş sevdiğim.
Gönlümde demlenen o eşsiz maya
Eskimeyen gülü olmalı insanın
ıslanmalı yağmurlarıyla nisan'ın
yükledim yüreğime mor dağları
sevdaya doğru her göçüm de
ahıma düşer kaybettiklerim
eskimeyen bir gül kalır içimde...
Üşürdü saklım da bugün, ağlardı yarın
Sesleri kesildi mavi kuşların
Kuşları da vurdular gelmezler artık
İmbadı vuruldu saklı umutların.
EY GÖNÜL!
Kendini ne sandın, bu kuruntu ne!
Öyle bulunmaz cevahir misin sen?
Hükmün mü geçer karıncaya, cin’e?
Süleyman misali mahir misin sen?
Yok artık, kurtarmaz bizi bu hayat
Amelden, ilimden, irfandan başka
Masivayla geçer, kısa ömrümüz
Ne kaldı ki zarar ziyandan başka!
Emanet; emanet, işte bu yaram!
Duman duman her yer hazin bir sis var
Şehir gizli gözlerimde sevdiğim
İçimde küllenmiş garip bir his var
Nehir gizli sözlerimde sevdiğim.
Avucumda karanfiller erirken
Sevmek ne kutsidir, özlem ne ulvi
Bir sevda ki başa düştü sevdiğim
Damardan süzüldü indi duygular
Aşk gözümde yaşa düştü sevdiğim.
Bekledim, huş ile gelsin ılık yaz
Mevsimlerde geçti, hazan havası
dudağımda kalan sevda duası
ben yazdım solan bir çiçeğe şiirler
ne kadar desem de güllerin hası
iç çekişim okyanuslar kadar derin
dudağına yangın düştü yedi verenlerin.
Düşerken gözlerin bir mavi güle
bir tek seni sevdiğimi unutma
bir buse kondurda nazlı sümbüle
sana gönül verdiğimi unutma!
Ne güller büyüttüm bir ıssız yerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!